Buradasınız: AnasayfaDil ve Anlatım9. SınıfTürkçenin Yeri ve ÖnemiTürklerin Kullandığı Alfabeler


Türklerin Kullandığı Alfabeler

Yazan:  Kategori: Türkçenin Yeri ve Önemi Cuma, 08 Ağustos 2014 03:00

ALFABELER

BUGÜNE KADAR KULLANDIĞIMIZ YAZILAR HAKKINDA TOPLU BİLGİ

( TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER )

 

Türkler, eski çağlarda başlıca iki alfabe kullanmış­lardır.

  1. Göktürk alfabesi yahut Orhun alfabesi.
  2. Uygur alfabesi.

Göktürk Alfabesi:

Orta Asya’nın kuzeyinde yaşamış olan Göktürklerin kullandıkları alfabe 38 harflidir. Birbirine bitiştirilmeden sağ­dan sola ve yukardan aşağıya doğru yazılır. Bu harflerden dör­dü vokal (sesli), üçü bileşik, otuz biri de konsonant (sessiz) dir.

Göktürk alfabesiyle yazılan yazıların en önemlisi Moğolistan’daki Orhun Anıtları’dır.

Bundan dolayı Göktürk alfabesine Orhun alfabesi de denir.

Bu yazı, daha ziyade taş ve tahta üzerine oymağa elveriş­lidir. En büyük kusuru bazen iki, üç kelimenin ayırma işare­tine rağmen bir arada yazılması ve kelime başında sesliler (vokaller) yazılmadığı için okunmakta güçlük çekilmesidir.

Uygur Alfabesi:

Uygur Türkleri tarafından kullanılan bu alfabe, 14 şekilden ibarettir. Bu da sağdan sola doğru yazılır.

Bu yazıda çıkakları bir olan sesler aynı harfle yazıldığından okunması güçtür.

Uygur alfabesiyle yazılmış olan en önemli eser: Kutadgu Bilig’dir.

Kutadgu Bilig, Kara Hanlılardan Uluğ Buğre Han adına Yusuf Has Hacip tarafından 1070 tarihinde Kaşgar’da yazılmıştır.

TÜRELERİN KULLANDIKLARI BAŞKA ALFABELER

Türkler, çok eski bir millettirler. Asırlarca evvel Orta Asya’da, Afrika içlerinde, Çin’de, Hint’te, dünyanın daha birçok yerlerinde hükümetler kurmuşlar, gittikleri memleketlere medeniyet götürmüşlerdir. Tabii, oralarda yaşayan milletlerden de birçok yeni şeyler öğrenmişlerdir. Bu sıralarda Türk kabi­lelerinden bazılarının Sanskrit, bazılarının da Mani, Arami ve Nasturi yazıları gibi alfabeler kullandıkları görülmektedir.

ARAP ALFABESİ

Türkler arasında İslamiyet yayıldıktan sonra İslam medeniyetlerinin temel yazısı olan Arap harfleri kabul edil­miştir.

Arap harfleri, Türkçemizin bünyesine uygun değildi; Bu alfabede bazı sesleri belirtmek için üç veya dört şekil vardı. Vokaller eksikti. Hece kuruluşunda bir sesli bir sessiz (vokal bir konsonant), yahut bir sessiz bir sesli,(konsonant - bir vokal) esası kabul edilmemiş; bu eksiklik, hareke denen işaretlerle sağlanmak istenmişti. Birçok kelimeler sesli olmadan(vokalsiz) yalnız sessiz harflerle(konsonantlarla) yazıldığı için okunmasında çok güçlük çekilirdi. Hatta aynı harflerle yazıldığı halde türlü türlü okunan kelimeler vardı. .Türk lisan ve edebiyatı tarihinde mühim bir durak yeri teşkil eder. Kutadgu Bilig, Uğurlu bilgi demektir. Aruz vezniyle, Mesnevi şeklinde yazılmıştır.

Kitabın konusu, her biri bir meziyeti temsil eden dört zatın konuş­malarıdır. Bu konuşmaya o devrin meslek adamları da katılmaktadır. Bunlardan hükümdar KÜNTOĞDI BEY adaleti; veziri AYTOLDI BEY devleti; vezirin oğlu OĞDULMIŞ aklı; vezirin kardeşi olan derviş OĞDURMIŞ da kanaat ve itidal’i temsil ederler.

Bu alfabenin ıslahı için zaman zaman, yapılan teşeb­büslerden bir netice hasıl olamıyordu. Çocuklarımız, bu yazıyı öğrenmek için, aylarca uğraşırlardı ve yine de bir gazete yazı­sını doğru okumağa muvaffak olamazlardı.

İşte güzel Türk Dili, 1928 yılma kadar kendi bünyesine hiç uymayan demir bir çember içine girmiş gibiydi. Çok ahenkli olan dilimizin bütün sözlerinin konuşulduğu gibi yazılmasına engel olan bu Arap harfleri, vokallerinin az olması yüzünden yazılması zor, okunması güç, doğru imladan mahrum bir yazı şekli idi. Mesela tencere kelimesi Arap harfleriyle, yalnız sonu ünlü olmak üzere şu şekilde yazılırdı: tnere. Bunu okumak­taki güçlüğü görüyorsunuz. Bundan başka Arap harflerinden birçoğunun başta, ortada, sonda ve yalnız olmak üzere üç, dört şekli vardı ki yeni okumağa başlayan bir çocuk, bu şekilleri kavrayabilmek için son derece zorluk çekerdi.

YENİ YAZININ DİLİMİZİ İFADE BAKIMINDAN DEĞERİ

Dilimizi bu garip ve zararlı yazı şeklinden kurtar­mak, kolay okunur ve yazılır bir alfabeye kavuşturmak gerekti. Bunu herkesten iyi kavrayan Atatürk, bir Alfabe Komisyonu teşkil etti. 3 Kasım 1928 de çıkarılan bir kanunla Arap harfleri kaldırıldı ve yerine Latin yazısı esasından Türk diline uygun bir şekilde alman yeni Türk harfleri kabul edildi.

O      zamandan beri Türkçe okumak ve yazmak gerçekten kolaylaştı. Matbaacılığımız da son derece ilerledi. Bu harflerle yepyeni kitaplar hazırlandı. Yurdumuzda okuma yazma öğre­nenlerin sayısı da gün geçtikçe arttı ve artmaktadır.

Alıştırma:

Aşağıdaki yazı bugünün nesrine benziyor mu? . Bunu bu­günkü dille yeniden yazınız:

Bizim askerimiz dahi hem kal’a çengin edüp hem böyle bir kavi düşmen ile gereği gibi mukabele edemezdi ve gah barut ye mühimmat tükendi yetişmedi, gah zahire ve gah hazine erişmedi. Kamil dokuz ay muhasara etti­ler ve musibeti çektiler. Nefsinde kul taifesi dahi gayret edüp ikramda kusur etmediler ve bir gün kasım geçti, avdet .edelim demediler ve hizmetlerimiz tevziinin vakti geçti deyu söylemediler.

(Peçevi Tarihinden)

 

Atatürk’ün Harf İnkılabına ait Tarihi Nutku:

Sevgili kardeşlerim,

Huzurunuzda ne kadar bahtiyar olduğumu izah ede­mem. Duyduklarımı tek kelimelerle ifade edeceğim: mem­nunum, mütehassisim, mesudum. Bu vaziyetin bana ilham ettiği hissiyatı huzurunuzda ufak notlar halinde tesbit ettim. Bunları içinizden bir vatandaşa okutacağım.

Vatandaşlar, bu notlarım, Türk harfleriyle yazılmıştır. Kardeşimiz bunu derhal okumağa teşebbüs etti ve okuyabilir de. Ancak henüz tamamen istinas etmemiş olduğu görülüyor. İsterim ki bunu hepiniz beş on gün içinde öğrenesiniz.

Arkadaşlar, bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu lüzumu anlamak mecburiyetindeyiz. Anladığımızın asarına yakın zamanda bütün kainat şahit olacaktır. Bu­na katiyetle eminim.

Vatandaşlar, arkadaşlar,

Çok söz, uzun söz bir şey için söylenir: hakikati anlamayanları hakikate getirmek için. Ben, bu devirleri geçirdim.

Şimdi, sözden ziyade iş zamanıdır. Artık benim için çok söz söylemeğe ihtiyaç kalmadı kanaatindeyim. Bun­dan sonra bizim için faaliyet, hareket ve yürümek la­zımdır.

Çok şeyler yapılmıştır, amma bugün yapmağa mec­bur olduğumuz, son değil, lakin çok lüzumlu bir iş daha vardır: yeni Türk harflerini çabuk öğrenmelidir. Her va­tandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bu­nu vatanperverlik ve milliyetperverlik vazifesi biliniz. Bu vazifeli yaparken düşününüz ki bir milletin, bir heyet-i içtimaiyenin yüzde onu, yirmisi okuma yazma bilir, yüzde sekseni, doksanı bilmezse bu ayıptır. Bundan insan olanların utanması lazımdır.

Bu millet, utanmak için yaratılmış bir millet değildir, iftihar etmek için yaratılmış, tarihini, iftiharla doldurmuş bir millettir. Fakat milletin yüzde sekseni okuma bilmi­yorsa bu hata bizim değildir. Türkün seciyesini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık ma­zinin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Ha­taları tashih edeceğiz. Bu hataların tashih olunmasında bütün vatandaşların faaliyetini isterim. En nihayet bir se­ne içinde bütün Türk heyet-i içtimaiyesi yeni harfleri öğ­renecektir. Milletimiz, yazısıyla, kafasıyla bütün alem-i medeniyetin yanında olduğunu gösterecektir.

Okunma 2145 defa Son Düzenlenme Perşembe, 18 Eylül 2014 03:17

Lütfen Yorum Yazın

Misafir Olarak Yorum Yap

0 / 300 Karakter Kısıtlaması
Your text should be in between 5-300 characters
Kabul Ediyorum.
2 Yorumlar | Yorum Ekle
  • Ziyaretçi - ahmet kıral

    Yorumu Raporla

    Ovv beybi nov beybi cok güzelmis beğendim

    0 Cevap Ver
  • Ziyaretçi - ahmet yesevi

    Yorumu Raporla

    ÇOK güzelmiş beğendim çok seviyos almanyadan izliyos

    0 Cevap Ver

Çevrimiçi Kişi Sayısı

143 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi