Şiirde Yapı

ŞİİRDE YAPI ÖZELLİKLERİ

Şiirin Yapısını Oluşturan Unsurlar

Şiir Biçim Özellikleri

Şiir insanda farklı duygular ve çağrışımlar uyandıran bir ses sistemidir. Şiiri meydana getiren unsurların başında yapı gelir. Şiirde yapı şiirin biçim özellikleri anlamında kullanılır. Nasıl bir binanın dış unsurları ile iç yapısı birbirinden çok farklı ise şiirde içerik ve biçim yani yapı unsurları birbirinden farklıdır. Bir binanın 1 veya 5 kat oluşu, katların yapı planı ayrı ayrı şeyler ise şiirin kaçar dizeden oluştuğu, ölçüsü ya da uzunluk, kısalığı yapı özelliği olarak değerlendirilir. Şiirde yapı özellikleri şiirin iç güzelliğine katkıda bulunur. Biçim yani yapı özellikleri ne kadar uyumlu ve güzel ise şiir o derece estetik ve mükemmelliğe ulaşacaktır. Şairin belli bir temayı, konuyu veya duyguyu hangi biçim özellikleri ile dile getireceği o şairin tercihine kalmıştır.

Şiirde yapı unsurları iki türlüdür:

a-            Nazım Birimi

b-            Nazım Biçimi

a-            Nazım Birimi:Nazım birimi bir şiirde anlam birliğine sahip dil birlikteliklerini adlandırmak için kullanılan bir ifadedir. Şiirlerde her satır bir birim olarak değerlendirilir. Kafiye ve redif uygunluğuna veya anlam birlikteliğine göre nazım birimleri farklılık gösterir. Nazım birimleri kısaca şunlardır:

Dize(mısra): Şiirde her bir satır dize olarak adlandırılır.

Beyit(ikilik): Şiirde iki dizeden oluşan uyaklı ya da uyaksız birlikteliklere beyit denir.

Üçlük(bent): şiirde üç dizenden oluşan terkibe denir.

Dörtlük(Kıta): Birbiri ile uyaklı ya da uyaksız dört ayrı dizeden veya iki ikilikten oluşan birlikteliklere dörtlük denir.

Beşlik(bent): Beş dizeden oluşan dil, ifade birlikteliklerine beşlik dinir.

Beşliklerden daha çok dize sayısına sahip birimler 6, 7, 8’lik vb. gibi veya bent olarak adlandırılır.

b-            Nazım biçimi:Bir şiirin belli bir kafiye şeması, ölçü ve dize sayısına sahip olması “nazım biçimi” olarak adlandırılır. Şiirin içerik yönünden özgün olması beklenirken bu özellik yalpı yönünden aranmaz. Zira birçok şiir aynı nazım biçimi kullanılarak yazılabilir. Şiirlerde kullanılan nazım biçimleri edebi gelenekler arasında farklılık gösterir. Bir gelenekte semai nazım biçimi tercih edilirken bir gelenekte gazel tercih edebilir. Bu seçimde şairin üslup ve beklentileri de etkilidir. Nazım biçimleri edebi geleneklere göre şunlardır:

a-            Halk Edebiyatı Geleneği

1-            İslamiyet’ten önce: Koşug, sagu, destan

2-            İslamiyet etkisinde

-          Aşık Tarzı Halk Şiirinde: Koşma, semai, varsağı, destan

-          Tekke Şiirinde: Aşık geleneği nazım biçimleri kullanılır.

-          Anonim Halk Şiirinde: Türkü, mani

b-            Eski Türk Şiiri(Divan Şiiri) Geleneği

Gazel, kaside, mesnevi, şarkı, kıta, rubai, murabba, terci-i bent, terkib-i bent, tardiye…

c-             Batı Etkisinde Gelişen (Çağdaş) Türk Şiiri Geleneği

Sone, Triyole, Terza Rima, Serbest Nazım

1-            İslamiyet’ten önce: Koşug, sav, sagu, destan

Koşug (koşuk):İslamiyet öncesi Türk şiirinde en yaygın nazım biçimi koşuktur. Bu nazım biçiminin özellikleri şöyledir:

-          Doğa güzellikleri ile savaş, ayrılık, aşk, özlem gibi konular işlenir.

-          Bu nazım biçiminde dil sadedir.

-          Nazım biçiminde hece ölçüsü ve genellikle 7, 8 ve 11’li ölçü kalıpları kullanılır.

-          Bu nazım biçiminde dörtlüler kullanılır. Dörtlük sayısı 3 ile 5 arasındadır.

-          Kafiye şeması aaxa, aaax, aaax… şeklindedir. Düz kafiye şeması tercih edilir.

Örnek:

Öpkem kelip ogradım

Arslanlayu kökredim

Alplar baflın togradım

Emdi meni kim tutar

Sagu: İslamiyet öncesi Türk şiirinde ölen kişinin arkasından söylenen acı ve hüzün dolu şiirler “sagu” olarak adlandırılır. Sagular bir çeşit ağıt şiirleridir. Sagu nazım biçiminin özellikleri şunlardır:

-          Biçim yönü ile koşug ile aynı özellikleri gösterir(kafiye, ölçü, nazım birimi)

-          Saguların en belirgin özelliği aynı dönemdeki şiirlerden farklı olarak ölüm temasını işlemesidir.

Örnek:

Alp Er Tunga öldü mü

Isız ajun kaldı mu

Ödlek Öcin aldı mu

Emdi yürek yırtılur

Destan: İslamiyet öncesi Türk şiirinde savaş, yiğitlik, kahramanlık, doğal afetler, göç gibi temaların işlendiği şiirlerdir. Destan nazım biçiminin özellikleri koşug ile aynıdır(kafiye şeması, ölçü, nazım birimi).

-          Destan nazım biçiminin ayırt edici özelliği diğer nazım biçimlerine göre daha uzun olmasıdır.

2-            İslamiyet etkisinde

Aşık Tarzı Halk Şiirinde:

Koşma:Halk şiirinin en yaygın nazım biçimidir. İslamiyet öncesinde koşug nazım biçimi ile benzer özellikler gösterir.

-          Doğa ve aşk, acı, ayrılık vb. gibi temalar işlenir.

-          Nazım birimi dörtlüktür.

-          Hece ölçüsü ile ve bu ölçünün 11’li kalıbı ile yazılır.

-          Ölçü durakları 4+4+3 veya 6+5:11 şeklindedir.

-          Düz kafiye biçimi kullanılır.

Semai:Halk şiirinde genellikle gurbet, aşk ve ayrılık gibi duygusal konuların işlendiği sazda özel bir ezgi ile söylenen şiir nazım biçimidir. Kafiye şeması ve nazım birimi olarak koşma ile aynı özelliktedir. Semainin ayırt edici özellikleri şunlardır.

-          Hece ölçüsünün 8’li kalıbı ile yazılır.

-          Durakları 4+4 veya 5+3 şeklindedir.

Varsağı: Halk şiirinde özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. Birçok özelliği semai ile aynıdır. Varsağıların ayırt edici özelliği içerisinde “bre, behey” gibi özel ünlemlerin kullanılmasıdır.

Destan: Halk şiirinde göç, savaş, kahramanlık veya sosyal birtakım olayların anlatıldığı şiirlerdir. Biçim yönü ile “koşma”ya benzerler. Destanların ayırt edici özelliği diğer nazım biçimlerine göre uzun olmalarıdır.

Anonim Halk Şiirinde: Ninni, türkü, mani, tekerleme

Mani:Sözlü halk geleneğinde düğün, bayram, baharın gelişi, bağbozumu gibi özel günlerde ortalığı şenlendirmek ve hüner göstermek için kızlı erkekli söylenen şiirlerdir.

-          Halk edebiyatının en küçük nazım biçimidir.

-          Bir dörtlükten oluşur(Bazı manilerde dize sayısı dörtten fazladır; bunlara artık mani denir.).

-          Özel bir kafiye şeması ve ölçüsü vardır. Kafiye şeması aaxa; ölçüsü ise 7’li hece ölçüsüdür.

-          Karşılıklı söylenenlerine “dedim dedili” maniler denir.

Türkü:Sözlü halk şiirinin en yaygın nazım biçimidir. Özel ezgiler ile söylenir. Genellikle aşk, gurbet, ayrılık gibi temalar işlenir. Özellikleri kısaca şöyledir:

-          Türküler yapı olarak iki bölümden oluşur. Ana bölüm yani bentler türkünün asıl bölümleridir. Burada türküye konu olan olay ya da duygu anlatılır. İkinci bölüm ise her bendin sonunda tekrar eden “kavuştak”lardır(nakarat).

-          11 ya da 8’li hece ölçüsü ile yazılır.

-          Kavuştakların kafiyesi aa veya bb şeklinde kendi içinde uyaklıdır.

Eski Türk Şiiri(Divan Şiiri) Geleneği

Gazel:Sevgili güzelliği, sohbet meclisleri konularında yazılan şiirlerdir. Edebiyatımıza Arap oradan da Fars(İran) edebiyatı yolu ile girmiştir. Özellikleri kısaca şöyledir:

-          Nazım birimi beyittir.

-          Aruz ölçüsü ile yazılır.

-          Beyit sayısı 5 ile 15 arasındadır.

-          Gazelin ilk beytine matla(giriş); son beytine ise makta(kesme, son) denir.

-          Gazelin en hoşa giden beyti beytü’l gazel olarak adlandırılır.

-          Gazelin kafiye şeması: aa, ba, ca, da, ea.. şeklindedir.

-          Gazellerde son beyitte şair kendi takma adını kullanır buna “mahlas” ya da rumuz denir.

Kaside:Eski şiirimizde din ve devlet büyüklerini övmek için yazılan şiirlerdir. Kasidenin özellikleri kısaca şöyledir:

-          Beyitlerle yazılır.

-          Aruz ölçüsü kullanılır.

-          Gazelin kafiye şeması: aa, ba, ca, da, ea.. şeklindedir. (gazel ile aynı)

-          Beyit sayısı 31 ile 99 arasındadır.

-          Kasideler, nesib, tegazzül, girizgah, medhiye, fahriye, tac, dua bölümlerinden oluşur.

-          Kasidelerin rahşiye, iydiye, şitaiye gibi türleri vardır

Mesnevi:Eski şiirde din, tasavvuf veya günlük hayat konularının işlendiği şiirlerdir. Mesnevi nazım biçiminin özellikleri kısaca şöyledir:

-          Mesneviler her şeyden önce uzun şiirlerdir. Beyit sınırlaması yoktur. Binlerce beyitten oluşabilir. Bu denli uzun yazılabilmelerini sağlayan özellikleri özel kafiye şemalarıdır. aa, bb, cc, dd… şeklinde her beyit kendi içinde kafiyelidir.

Kıta: Eski şiirde iki beyitlik ax, ax kafiye şemasına sahip şiirlere kıta denilir. Kıta günümüzde dörtlük anlamında kullanılır. Kafiye şeması çaprazdır. Şair mahlasını kullanmaz.

Rubai:Eski şiirde kendine özgü aruz kalıpları ile yazılan tek dörtlükten oluşan nazım biçimine denir. Kafiye şeması aaxa şeklindedir. Bu yönü ile Halk şiirinde maniye benzer.

Murabba:Dörder dizelik kalıplardan oluşur. Kafiye şeması aaaa, bbba, ccca, ddda… şeklindedir. Her konuda yazılabilir. Kıta sayısı 3 ile 7 arasında değişir.

Şarkı: Nakaratlı ya da nakaratsız kıtalardan oluşan nazım biçimidir. Murabbaya benzer aaaa, bbba, ccca… kafiye şemasına sahiptir. Her kıtanın sonundaki dize kıtaların sonunda tekrar edilir. Konu aşk ve sevgidir. Aruz ile yazılır. Kıta sayısı azdır. Diğer nazım biçimlerine göre sade bir dil kullanılır.

Eski Türk Şiirinde bunların dışında Terkib-i Bent, Terci-i Bent, tuyuğ, tardiye, tahmis gibi biçimler de bulunur.

Batı Etkisinde Gelişen (Çağdaş) Türk Şiiri Geleneği

Sone: İtalyan edebiyatından tüm Avrupa’ya oradan da Türk edebiyatına geçmiş 14 dizeden oluşan bir nazım biçimidir. Soneler genellikle aşk konusunda yazılır.

-          Sonelerde hem aruz hem hece ölçüsü kullanılır.

-          Sonelerin kendine özgü kafiye şeması vardır: abba, abba, ccd, ede

Triyole: 2+4+4:10 dizeden oluşan bir nazım biçimidir. İlk iki dize ile sırası ile diğer dörtlükler uyaklanır. Bu dörtlükler hem ilk dizeler hem de kendi içinde uyaklı olur. Kafiye şeması şöyledir: ab aaaa bbbb

Terza Rima(Örüşük uyak):üç dizelik kalıplar ile yazılır. Her üçlüğün ortasındaki dize ile sonraki üçlüğün ilk ve son dizesi uyaklıdır. Şiir tek dize ile bitirilir.

aba bcb cdc ded efe … x

Serbest Nazım(şiir): Herhangi bir kurala kaideye bağlı kalmadan yazılan nazım biçimidir. Nazım birimi, ölçü ya da kafiye konusunda bir kural yoktur. Şiirler şairin üslubuna göre özgün olarak biçimlenir.

Serbest Düzenli Şiirler:bazı şiirler serbest olmasına rağmen belli bir düzen ile yazılır. Mesela hece ile yazılan bir şiirin 5’liklerle ve 15’li hece ölçüsü ile yazılması serbest düzenli biçim olarak adlandırılır.

Şiir İnceleme

ŞİİR İNCELEME YÖNTEMİ

Şiir Nasıl İncelenir?

Şiir İnceleme Örneği

Şiir Tahlili

İnsanın duygu ve düşüncelerini kendine özgü dil ve ifade kalıpları ile anlatmasına şiir denir. Şiirin kendine özgü kuralları ve dil yapısı vardır. Bir şiirde cümlelerin devrik olması, ifadelerin mecazlı olması, benzetme ve kişileştirme gibi sanatlardan yararlanılması, mısraların kullanılıp dizeler arası ölçü uygunluğunun bulunması şiir türüne özgü uygulamalardır. Çoğu şiirde dilbilgisi kuralları aranmaz.

Şiir genel olarak iki başlıkta incelenir:

a-      Biçim (Yapı) özellikleri

b-      İçerik özellikleri

 

İNCELEME AŞAMALARI

a-      Biçim özellikleri:Bir şiir biçim(yapı) yönünden incelenirken şiirle ilgili şu sorulara cevap aranır:

1-      Şiirin nazım biçimi nedir?

Nazım biçimleri:Koşma, semai, destan, varsağı, gazel, kaside mesnevi… ; sone, triyole (örüşük uyak), terza rima, serbest nazım vb.

2-      Şiirin nazım birimi nedir?

Nazım birimleri:Dize, beyit, dörtlük, bent… vb.

3-      Şiirin ölçüsü nedir?

Şiirin ölçüsü:Aruz, hece, serbest ölçü…

4-      Şiirde ahenk unsurları nelerdir?

Şiirde ahenk unsurları:Kafiye – redif,

 

b-      İçerik Özellikleri:Şiirler içerik yönünden incelenirken şu sorulara cevap aranır:

1-     Şiirin konusu ve teması nedir?

Şiirde konu:Şiirde konu incelenirken her birimde ne anlatıldığı tek tek ele alınır. Şairin birimlerde vurgulamak istediği düşünce belirlenir.

Şiirde tema:Bir şiirde tema çoğunlukla bir kelime ile ifade edilir: Aşk, sevgi, doğa, bahar vb. Kelime gurubu ve cümle ile ifade edilen temalar da vardır: Anne sevgisi, geçim sıkıntısı, baharın gelişi, memleket özlemi vb. Tema bir şiirde her birimde işlenen ortak iletiden hareket edilerek bulunur.

2-     Şiirde ne anlatılmaktadır, ileti nedir?

İleti:Şiirin okura vermek istediği duyguya ileti denir. Bir şair şiirinde memleket özlemini anlatıyor ise vermek istediği ileti gurbette, memleketten uzakta, yaşamanın çok zor olduğudur.

3-     Şiirin dil ve üslup özellikleri nelerdir?

Şiir dili:Açık, anlaşılır, sade ya da kapalı, sanatlı, ağır bir şekilde olabilir.

4-     Şiirde söz sanatları nelerdir?

Söz sanatları:Şiirde benzetme, eğretileme, tariz, akis, iştikak, tecrit gibi sanatlar aranır.

5-     Şiirde zihniyet nedir?

Şiir ve Zihniyet:Şiirin yazıldığı dönemde siyasi, sosyal, askeri, dini, ekonomik, kültür vb. gibi unsurlarla olan bağlantısı aranır. Örneğin Eski Anadolu döneminde yazılmış bir şiirde İslamiyet’i ilk defa tanıyan bir topluma dini tanıtmak için islami konuların işlenmesi zihniyet ile ilgilidir.

6-     Şiirin ait olduğu gelenek nedir?

Şiirde gelenek:Her şiir belli bir geleneğe bağlı kalınarak yazılır. Şair kendinden önceki geleneklerden etkilenir ve kendinden sonraki gelenekleri etkiler. Örneğin biçim ve içerik yönünden incelenen bir şiirin ağır bir dille yazılmış olması, imge ve mazmunlardan yararlanması onun Eski Türk Edebiyatı geleneğine bağlı olduğunu gösterir.

7-     Şiir ve şair arasındaki bağlantı nedir?

Şiir ve Şair:Her şiir şairinin kişiliğinden, hayatından, görüş ve inanışlarından izler taşır. Örneğin çocuk doktoru olan bir şairin çocuk şiirleri yazması şair ve şiir arasındaki bağlantıya işaret eder.

Örnek Şiir İnceleme:

MAKBER

Eyvah, ne yer ne yâr kaldı,

Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı,

Şimdi buradaydı, gitti elden,

Gitti ebede gelip ezelden.

Ben gittim, o hâksâr kaldı,

Bir kuşede târmâr kaldı,

Bâki o enıs-i dilden, eyvah,

Beyrut’ta bir mezar kaldı.

Makber, sonudur dekaayıkın bu,

Bir sırr-ı garibi Hâlikin bu.

Bir ntır ki meyl-edince hâbe,

İnmekte şu bir yığın türâbe.

En yükseğidir şevâhikın bu.

En mudhişidir hakayıkın bu.

Abdülhâk Hâmit Tarhan

Biçim açıklaması:

-          Şair, “Makber”den alınan bu parçada genç yaşında veremden ölen çok sevdiği eşi Fatma Hanım’ın ölümünden duyduğu acıyı, coşkulu duygulanmalar, felsefi görüşlerle dile getirmektedir.

-          Şiir aruz’un:

(Mef û lü /me fâ i 1ün / fe ulün) Fa’lün

Ey vâh / ne yer ne yar / kal dı

kalıbıyla yazılmıştır.

-          Makber 8’er mısralık bölümler halinde yazılmıştır. Her bölümün kafiye şeması şöyledir:

a —yâr (kaldı-redif)

a —zâr ( “ “ )

b —elden

b —ezelden

a —hâksâr (kaldı-redif)

a —târmâr ( “ “ )

Serbest   (karanlık)

a —mezâr (kaldı-redif)

-          Bir ana konu “ölüm” üzerinde 295 bentlik “2360” mısra uzunluğunda ilk eserdir. Klasik plan düşüncesinden uzak bulunmasına karşın, ölüm karşısında insanoğlunun duyduğu birbirine zıt duygulan zincirlemesine ifade edişiyle edebiyatımızda muhteva “içerik”, bakımından da yenilik sayılır.

-          Makber’de Divan şairi Şeyh Galip’in etkileri belirgindir. Ayrıca yer yer de Fuzuli’nin kimi mısralarından esinlenmelere rastlamaktayız. Şöyle ki:

Kâm aldı bu çerhden gedalar

Ferdalara kaldı âş- nâlar

Durmaz mı o ahdler, vefâlar

Geçmez mi bu ettiğim dualar.

Şeyh Galip-Hüsn ü Aşk.

 

Bi-fâide gördü çok cefalar

Bigâne bulundu âşnâlar

Kâr etmedi verdiğim devâlar

Geçti yere ettiğim dualar.

A.Hâmit-Makber

-          Şair eserin tümünde tezatlı söyleyişlerden geniş ölçüde yararlanmıştır.

Bir nur ki meyledince hâbe

İnmekte şu bir yığın türâbe

En yükseğidir şevahi- ki bu

En müthişidir hakayıkın bu

Yağsın neyi varsa kâinatm

lâkin şu derin sükût dinsin.

Kesme yolumu ey hayatımı katil.

Ey mevt, beni siyânet eyle

Hem ölüme katil diyor, hem ona sığınıyor.)

-          Şair, ölümle ilgili bir takım soyut düşünceleri anlatmak zorunda kaldığı için yabancı sözcük vb. tamlamalara fazlaca yer vermiştir:

enîs-i dil: Gönül dostu

dekayık: İncelenmesi gerekli ince noktalar, dakikalar;

pâyân: Son, bitim,

semavat: Gökler,

şevahik: Tepeler, yükseklikler,

tebah: Yok olma, tükenme,

hâksâr: Toz toprak içinde vb.

-          Kafiyeler tam kafiyedir: (yâr-zâr, mezar, el- den-ezelden. mâh-tebâh vb.)

-          “Yığın” sözü mezar toprağı anlamınadır.

-          Makber’de çok kuvvetli şiirsel söyleyişler yanında basit ve acemice söyleyişlere rastlanması, şairin geçirdiği derin bunalımın olduğu kadar, üslûp kaygısı duymamasının da bir sonucudur.

Anlam açıklaması:

-     Eyvâh, ne yer, ne yâr “sevgili eşim” kaldı. Sadece geriye gönül dolusu inleyişler ve ahlar kaldı. Biraz önce yanımdaydı, elimden çıktı gitti. Bir bilinmezlikten gelip bir başka bilinmezliğe, sonsuza gitti. Onu ne yazık ki toz toprak içinde bıraktım. Perişan ve bitkin bir köşede kaldı. Geride o gönül dostundan ancak Beyrut’ta bir mezar kaldı.

Makber yani ölüm geçen dakikaların sonudur. Yaradanın bir garip sırrıdır. Nedeni ve sonucu karşısında insan aciz kalır. Aslında bir ışık olan insan, bir uykuya dalar gibi ölüyor ve şu bir yığın toprağa gömülüyor. Bu küçük toprak yığını aslında yüksekliklerin en yükseğidir. Gerçeklerin en dehşet vericisidir. Ey talihsiz insan, bu gerçeği anlamaya çalışman boşuna. Sana lâyık görülen budur. (ölüm her canlının, özellikle insanoğlunun, ne kadar yaşasa mutlaka karşılaşacağı bir son’dur. Hiçbir gerçek onun kadar kesin ve inandırıcı olamaz. Zengin, fakir, genç, yaşlı hiçbir canlı ölümden kurtulamaz, ölüm insanoğlunun değişmez alınyazısıdır.)

-          Gitti gözlerimin önünden ah, gitti. Maksatsız ve günahsız olarak gitti, “ölüm insanı bir amaçla dünyadan koparıp almıyor ki.. “Her insan dünyada birdir, tektir, ama kimse onun gibi “eşi Fatma Hanım” eşsiz bir tek olamaz. O ay yüzlü, bir tane idi, gitti. Aylarca yavaş yavaş öldü gitti, “veremin seyrini anlatıyor” Ey Tanrım o benim ışığımdı, şimdi söndü, karanlık içinde kaldım, seni bile görmesem yeridir Tanrım. (Burada şair, ıstırabının derinliğiyle isyan duygularını dile getiriyor. Aslında Tanrı’ya sığınma anlamı gelebilecek içtenlik dolu bir söyleyiş içindedir.)

-          Fatma, mezardan çık, ayakta dur. Hâtıramdaki halini sürdür. Bu sırrı “ölüm sırrı” sakın gizleme, ne olur bir iki söz söyle. Ben senden böyle bir söz istiyorum. Güller gibi ince ince gülümse. Gönül yarama çare bul, bunu yürekten iste ne olur. Bir tatlı bakışla, bir gülüşle, yaşadığım günleri “ömrümün geri kalan günlerini” bütünle.

-          Faydasız yere çok eziyetler çekti. Dostlar ise hep kayıtsız kaldı, çekingen durdular. Devran büyük ama ben neyleyim? Biliyorum, hiç kimsenin elinden bir şey gelmez. İnsan olmakla hep böyle ezilecek miyim? Onun iyileşmesi için elimden gelen her şeyi yaptım. Hangi ilâcı verdiysem şifa bulmadı. İyileşmesi için ettiğim dualar kabul olmadı. Her şeyi bilen Tanrı seni de gördük. Sen de çare bulamadın. (Şair çaresizlik içinde konuşuyor, insanı küçük yaratan Tanrı’dır tabii. Ölüm insanın alınyazısıdır. Bunu bildiği halde sitem, isyan duygularıyla sonunda yine acizliğini anlayarak Tanrı’dan yakınıyor.)

-          Sen yaradanımızsın, sana inandık. Bu çektiğimiz sıkıntı ve üzüntüler ancak sende son bulur. Sen varken, mutlaka ahiret de vardır. Şüphe yok ki kusurlarımızı engin bağışınla affedersin. Zaman zaman sana isyan eder oldum, ama bunu insan olmama, beni küçük yaratmana bağla, vicdanım yine sana bağlanmak istiyor. Biliyorum ki sevgilim sana ulaştı. Hasta olduğunda ona derman olmadın. Madem ki en büyük güç sende, o halde ona yeniden hayat verebilirsin. Onu yeniden yaşama kavuştur.

-          Tanrım bana yardımcı ol. Ne yapacağımı şaşırdım. Bana bir yol göster. Ondan ayrı kaldım ama nerde olduğunu göremedim, çünkü beni ölüm ile öyle çarptın ki.. Sonunda kendi kendime “Ey can gel artık bu sonuca inan, git mezarını ziyaret eyle” dedim, önümü kesme ey hayat katili, ölmek ona ulaşmaktır, anladım! Ey ölüm ne olur, beni koru, ona bir an önce kavuşayım.

-          Yeryüzünde yaşayanlar gökleri yer edinip oraya yerleşsin. Ecel, bütün yönleriyle ortaya konulduğu için öfkesinden tepinsin dursun. Bin gürültü, bin kıyamet olsun. Tanrı’nın yardımı, binlerce deprem olsun. Mahşer, “yani bizden önce ölenler” dirilerek kalkıp mezarlarının üstüne çıksın. Gökteki yıldızlar ve gezegenler birbirlerine çarparak kırılıp yeryüzüne insin. Evrenin neyi varsa yağsın, ama beni perişan eden bu ölüm sessizliği dinsin. (Şair, burada, ölümün sırrını çözememekten dolayı duyduğu kızgınlık ve umutsuzlukla kıyametten daha büyük yıkımlar, sarsıntılar istemektedir.)

Quick Poll

Weather

Yukarı
Ramazan İlbay tarafından tasarlandı Milliedebiyat.com | Destek Ramazan İlbay