Buradasınız: AnasayfaTürk Edebiyatı11. SınıfTanzimat Dönemi EdebiyatıTanzimat Dönemi Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler


Tanzimat Dönemi Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler

Yazan:  Kategori: Tanzimat Dönemi Edebiyatı Cumartesi, 21 Ocak 2017 13:40

Tanzimat Dönemi Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler

Tanzimat Dönemi Hikaye ve Roman Örnekleri

Tanzimat Dönemi Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler

Hikaye, roman gibi anlatılar da bütün edebi türlerde olduğu gibi insanın yaşayıp hissettiklerini, duygu, hayal ve düşüncelerini paylaşma isteğinin bir doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Hikaye ve roman türü Tanzimat ile gelişmemiştir. Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi efsane, destan, masal gibi anonim anlatılardan doğup gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu anlatılarda önceleri manzum masallar şeklinde din, kahramanlık konuları ile sosyal birtakım olaylar anlatılmıştır.

Özellikle Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi ve İslamiyet’in kabulü ile Dede Korkut Hikayeleri gibi yerli, masalsı, destansı hikayeler ile aynı yüz yılda Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Yusuf ile Züleyha gibi şark kültürüne ait hikayeler anlatılmaya, yazılmaya başlanmıştır.

Not: Tanzimat ile tanıdığımız modern anlamda roman, hikaye gibi türler ile anlatılabilecek olay ve durumlar Klasik Türk Şiirimizde Mesnevi nazım biçimi ile anlatılmıştır. Klasik Türk Şiiri geleneğinde nesir ile yazmak bir basitlik olarak görülmüş bu nedenle düz yazı ile anlatılacak olaylar dahi şiir biçiminde ölçülü ve ahenkli olarak yazılmıştır. ( Şeyhi, Nevai, Fuzuli, Taşlıcalı Yahya, son dönem Şeyh Galip gibi şairler bu nazım biçimi ile edebiyatımıza birçok şaheser kazandırmıştır. Örn: Hüsn ü Aşk)

Tanzimat’tan Önce Halk Hikayeleri, Masallar ve Mesneviler

Tanzimat’tan önce Divan geleneğinde Leyla vü Mecnun gibi mesnevi biçiminde klasik şark hikayeleri yazılırken Halk edebiyatında Ali ve Hamza Destanları, Battal Gazi, Denişmend Gazi Destanları ile Abu Ali Sina, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Aşık Garip hikayeleri anlatılmıştır.

Halk arasında özellikle bu çeşit aşk hikayeleri büyük rağbet görmüştür. Bu hikayelerin yanı sıra  Köroğlu, Genç Osman Destanı, Hançerli Hanım hikayeleri ile meddah hikayeleri de büyük ilgi görmüştür. Tanzimat’tan önce Halk arasında aşk, kahramanlık, din, tarih konulu zengin bir hikaye edebiyatının var olduğu bilinmektedir.

Örnekler:

Ferhat ile Şerife Hanım Hikayesi:

Üsküp’te bir Ferhat var idi. Mukaddem iki yavrudan ayrılub gayet ile yüreciği yanuklardan idi. O günlerde bir gün Pınar Hisarı’na düğün olub düğüne geldi. Pınar Hisar’ın ahalisi karşu çıkub gürdüler ki alayın içinde bir şahbaz yiğit var. Yaşı da yirmi yirmi iki çağlarında. Boyu selviye benzer, kaşları kemana benzer. Şöyle ki bir civan:

Hikayede Fehat ile Şerife isimli iki gencin yoğun duygularla bir birlerini sevmeleri anlatılır. İki aşık ailelerinin rızası ile tam evlenecekleri sıralarda Ferhat’ın ölümcül bir hastalığa yakalanır. Döşeklere düşer.

Aşık Garip Hikayesi

Aşağıdaki bölümde Bezirgan’ın Erzurum’da Aşık Garip’i tas ile araması anlatılmaktadır. (Tastan şerbet içince Garip’in kendisini belli etmesi gerekmektedir.)

“Uzatmayalım, kervan yola düzüldü, yol alana yol dayanır mı? Gitti, kondu Erzurum’a. Ne durdu ne oturdu. Önüne gelene Garip’i sordu, soruşturdu ve lakin Garip adı garibine gitti herkesin; akşamın birinde de, aşıkların çalıp çağırdığı bir kahvede geçmişlerinin canı için şerbet dağıttırdı; içenlerin dili bülbül olup şakıdı ama, yine biri çıkıp da ben Garip’im demedi. Bunun üstüne bezirgan ‘Aranızda Aşık Garip derler bir garip varsa Mevla aşkına bana bir görünsün’ dedi. Yine kimseden ses çıkmadı ama, kahveci yanına gelip dedi ki:

Hüsn ü Aşk Mesnevisinden

Her birisi bir nigara urgun / Şemşîr gibi dehanı pür-hûn

Erzakları bela-yı nagah / Ateş yağar üstlerine her gah

Ekdikleri dane-i şirare / Biçdikleri kalb-i pare pare

Anlar ki kelama can verirler / Mecnûn o kabîledendi derler

Her kim ki belaya mürtekibdir / Elbet ol ocağa müntesibdir

Satdıkları hep meta'- candır / Aldıkları sûziş-i nihandır

Tanzimat Dönemi Anlatmaya Bağlı Metinlerin Özellikleri

Tanzimat Devrinde roman ve hikaye türünde Batılı anlamda yenileşme ve modernleşme görülür.

Roman ve hikaye türleri ile ilk tanışma çeviri eserler ile başlamıştır. İlk çevrilen eser Fenelon isimli Fransız yazarın Telemak isimli eseridir. Eseri Yusuf Kamil Paşa Tercüme-i Telemak ismi ile çevirmiştir(1859). Ahlaki öğreti içerikli olduğu için özellikle bu eser tercih edilmiştir. (İlk çevirilerde halkın tepkisinden çekinildiği için bu şekilde siyasi, ahlaki, öğretici eserlerin çevirisi yapılmıştır.)

Daha sonra ise Les Miserable (Sefiller) adlı roman Mağdurin Hikayesi adıyla Türkçeye çevirilmiştir. Türkçeye çevirilen bir diğer eser de Robinson Crusoe’dir(Hikaye-i Robenson- Ahmet Lütfü Efendi). Bu ilk çeviri eserler ile halkın yabancı eserlere ilgi ve merakı iyice artmıştır. Özellikle Tanzimat yazarlarında Ahmet Mithat Efendinin özel çabaları ile yerli bir roman kültürü oluşmaya başlamıştır. Ahmet Mithat gayet sade bir dil ile yazdığı sayısız eseri ile geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır.

Not: Tanzimat’ta yabancı eserler çeviriden çok uyarlama (adapte) şeklindedir. Eserler o dönem Osmanlı kültür ve anlayışına göre yeniden yazılmıştır. (Burada da halkın tepkisi düşünülmüştür.)

Ahmet Mithat Efendi gibi ilk yerli romanımız olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat isimli eserin yazarı Şemsetti Sami ile Müsameretname isimli eseriyle tanıdığımız hikaye yazarı Emin Nihat’in de Tenzimat dönemi roman ve hikayeciliğin gelişmesinde önemli yerleri vardır.

Roman ve hikaye türünde zengin bir Divan ve Halk edebiyatı  anlatı geleneği sayesinde bu yerlileşme ve gelişme dönemi çabuk atlatılmıştır. Halk için yazma anlayışı ile ilk dönem eserlerinde sanatsal yön ikinci plana atılmıştır. Sanat ve üslup yönünden ilk başarılı eserimiz Namık Kemal’in İntibah adlı romanıdır. İlk edebi romanımız olarak kabul edilen bu eserin yanında ilk modern hikaye olarak kabul ettiğimiz Samipaşazade Sezai’nin Küçük Şeyler isimli hikaye kitabını da anmak gerekir. Bu eserden önce hikaye türünde ilk örnekleri Letaif-i Rivayat ismi ile Ahmet Mithat Efendi vermiştir.

Not: Tanzimat Dönemi ile aynı dönemde Batıda realizm anlayışı hakimdir. Bu nedenle Tanzimat’ın ilk döneminde realizm; ikinci döneminde romantizm anlayışları edebiyatımıza hakim olmuştur.

Tanzimat Dönemi roman ve hikayeleri başta teknik yönünde ve üslup açısından zayıf olsalar da ikinci dönem ile bu zayıflıklar aşılmıştır(Araba Sevdası).

Tanzimat Dönemi ilk dönem roman ve hikayelerinde Halk hikayeciliğinin, Divan edebiyatı (mesnevi) geleneğinin izleri görülür.

Roman ve hikayelerin konusu İstanbul’da geçer. (İlk Köy romanı (Olaylar Antalya’nın bir köyünde geçer.) Nabizade Nazım’ın Karabibik Adlı eseridir. Bu dönem hikaye ve romanlarda genel olarak aile içi sorunları temel alan esaret, yanlış batılılaşma, görücü usulü evlilik gibi temalar işlenmiştir

Üslup kaygısı nedeniyle metinlerde ağır ve uzun betimlemelere yer verilmiştir.

Kahramanlar seçkin ve aydın zümreden seçilir. Klasik hikayecilikte olduğu gibi kahramanlar genellikle birkaç özelliği ile tanıtılan mirasyedi tiplerdir. İyiler ve kötüler olarak bir birinden ayrılır.

Roman ve hikayelerde dönemin sosyal, kültürel hayatı hakkında izler bulunur.

Roman ve hikayelerde dil şiirlere ve Divan edebiyatı geleneği mensur eserlere göre daha sadedir.

Dönemin dil ve üslup özelliklerini daha iyi anlayabilmek için Sergüzeşt isimli romandan alınan aşağıdaki metin örneğini inceleyiniz:

Tanzimat Romanı Örneği:

Sergüzeşt (13. Bölüm)

Beynini ihrak eden şiddetli bir hararetin tesir-i ateşiniyle o geceyi sayıklamalar içinde geçiren Celal Bey’in yatağının ayak ucunda, galeyana geldiği zaman bütün kainatın en ali bir temaşasını arzeden aşk-ı maderane ile bikarar olan validesi bir hal-i bihuşi içinde yatan oğlunun elini tutarak, bir cevap almak için gayet sabırsızlıkla:

-      Celal, nasılsın?.. Iztırabın nerde?.. Sualini layenkatı tekrar ettiği halde hiç bir cevap alamamıştı.

Sabahın feyz-i tesiriyle hararet biraz sükun bularak mahdumunun gözlerini açtığını görünce büsbütün üzerine kapanıp:

-      Celal, ruhum! Nen var? diye istifsar ettiği zaman, ciğerparesinin dudaklarının kımıldadığını görerek dikkat edince, “Dilber” dediğini işitti. Oh müthiş isim! Çocuğun istikbalini, evin ikbalini mahveder bir söz! Bir korkunç hayal görmüş gibi geri geri çekilerek kapıdan çıktı.

Odasına girip de Asaf Paşa’nın “Celal nasıl?” yolundaki istifsarına, söze başlar başlamaz ağlayacağını bildiğinden, bir müddet cevap vermemeye çalıştıktan sonra göz yaşlarıyla:

-      Oh! Ben cinayet ettim... Evladımı kendi elimle yaraladım... Dün gece sabaha kadar hararetler içinde yandı. İlk söylediği sözde Dilber’i istiyor. Ben tahammül edemeyeceğim, dedi.

Tanzimat Dönemi Hikaye ve Romanları:

telemakTelemak: Yusuf Kamil Paşanın Fenelon’an çevirdiği bu eserde ideal devletin ve devlet adamının nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat: Şemsettin Sami’nin yazdığı ilk yerli romanımız olan bu eserde görücü usulü evlilik tema olarak işlenmiştir. Fitnat, Ragıp’ı sevdiği halde bir başkası ile evlendirilir. Bu evlilik hüsran ile sonuçlanır. 

muhayyelat

Muhayyelat: Giritli Aziz Efendi olarak bilinen bir yazar tarafından on sekizinci yüz yılın sonlarına doğru yazılmıştır. Tanzimat’tan önce geleneksel hikaye tarzımız ile modern hikayeciliğin ilk denemesi olması yönü ile önemlidir.

letaif i rivayatLetaif-i Rivayat: Ahmet Mithat Efendi’nin yazmış olduğu hikayelerin yer aldığı bir kitaptır. 

 

kucuk seyler
Küçük Şeyler:
Samipaşazade Sezai’nin yazdığı ilk edebi hikayelerin yer aldığı eserdir. İçerisinde toplam yedi hikaye bulunmaktadır. Olay hikayesi tarzındaki bu hikayelerde günlük hayat konuları işlenmektedir.

Sergüzeşt: Samipaşazade Sezai’nin esaret temasını işlediği romanıdır. Kafkaslardan getirilerek esir edilen küçük kızın satıldığı bir köşkte zamanla Celal isimli bir gence aşık olması ve bu aşk neticesinde yaşanan olaylar anlatılmaktadır.

intibahİntibah: Namık Kemal’in bu romanı edebiyatımızda ilk edebi roman olarak kabul edilmektedir. Eserde mirasyedi, genç, hovarda bir gencin yanlış kişilerle olan münasebeti, tecrübesizliği, çabuk aldanışı ve bu kişilik özelliklerine bağlı olarak yaşadığı olumsuz durumlar anlatılmaktadır.

Araba Sevdası: Recaizade Mahmut Ekrem’in bu romanı edebiyatımızda ilk realist roman olarak kabul edilmektedir. Bu eserde de İntibah’ta olduğu gibi mirasyedi, genç, hovarda, tecrübesiz bir gencin yanlış kişilerle münasebet kurması ile gelişen olumsuz olaylar anlatılmaktadır. Eserin sonunda kahraman gerçekler ile yüzleşir.

Felatun Bey ile Rakım Efendi: Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılan bu romanda dönemin en çok işlenen temalarında olan yanlış batılılaşma anlatılmaktadır. Felatun Bey klasik tiplerden mirasyedi, züppe; Rakım Efendi çalışkan, azimli, üretken insanı temsil eder.

Turfanda mı Yoksa Turfa mı: Mizancı Mehmet Beyin yazdığı bu romanda idealist bir gencin sosyal, toplumsal mücadelesi ve idealleri anlatılmaktadır. 

Okunma 225 defa Son Düzenlenme Cuma, 03 Mart 2017 23:36

Lütfen Yorum Yazın

Misafir Olarak Yorum Yap

0 / 300 Karakter Kısıtlaması
Your text should be in between 2-300 characters
Kabul Ediyorum.
Yorumlar | Yorum Ekle
  • Hiçbir Yorum Bulunamadı

Çevrimiçi Kişi Sayısı

99 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi