Buradasınız: AnasayfaTürk Edebiyatı10. SınıfDestan Dönemi Türk EdebiyatıYazılı Edebiyat (Köktürk Yazıtları, Uygur Metinleri)


Yazılı Edebiyat (Köktürk Yazıtları, Uygur Metinleri)

Yazan:  Kategori: Destan Dönemi Türk Edebiyatı Cumartesi, 21 Şubat 2015 21:20

DESTAN DEVRİ YAZILI EDEBİYAT

İlk Yazılı Edebiyat Ürünleri, İlk Yazarlar

Yazılı Edebiyatın Özellikleri

Yazılı edebiyatımızın bugün elde bulunan ilk ürünleri M. S. 8. asra aittir. Türklerde yazının başlangıcı çok daha öncelere dayanmaktadır. Bu dönemlere ait metin parçalarının olmaması nedeni ile Türklerde yazılı edebiyatın başlangıcı olarak 2. Kök- Türk devletinin yaşadığı devir olan 8. Asır kabul edilmiştir. Türlerde yazının başlangıcı yani yazılı edebiyatın ilk ürünlerinin Saka’lar dönemine ait olduğu düşünülmektedir.

Hun hükümdarı Mete’nin Çin devletine gönderdiği mektuplar,  Tiyanşanlar’da M.Ö. 4. Asırda yazıldığı düşünülen kitabeler bu görüşü destekler niteliktedir.

Birçok kaynakta eski Uygur Türklerinin resim, tarih, edebiyata dolayısıyla yazıya düşkün oldukları anlatılmaktadır. Bu da Uygurların çok kuvvetli bir yazı sanatı geliştirmiş olduklarını düşündürmüştür. Böylelikle yazının gelişip zenginleşmesinin asırlar alabileceği düşünüldüğünde Türklerde yazılı edebiyatın milattan önceki tarihlerde başladığı söylenebilir.

a-   (Kırgızlar ?) İlk Yazılı Edebiyat Ürünleri

                              1-      Yenisey Yazıtları

M. Ö. 6 ve 8. asırlarda Yenisey bölgesinde yapılan kazılarda birçok kitabe bulunmuştur. Eski mezar taşları üzerine yazılan bu yazılarda kullanılan Türkçe, daha tam manası ile biçim ve içerik olarak zengin değildir. Bu yönü ile Yenisey Yazıtları’nın Gök- Türklerden en az üç asır önce oluşturulduğu düşünülmüştür.

Yenisey bölgesinde araştırmacılar farklı taşlara işlenmiş toplam 51 metin bulmuştur. Bu metinler eski Türklerin inanış, adet, gelenek ve yaşam tarzları hakkında bizlere bilgi vermektedir. Yenisey Yazıtları, Kırgızlar döneminde Türkçenin millileşmesi aşamasında yaygın bir yazı ve edebiyat dili olarak kullanıldığını göstermiştir.

b-   Gök- Türkler Dönemi Yazılı Edebiyat

6 ve 8. asırda güçlü bir devlet olarak Orta Asya’da hüküm süren Gök- Türkler, Türk adını ilk kullanan Türk kavmidir. Öncesinde bir kavim veya aile adı olarak kullanılan Türk kelimesi bu devlet zamanında topluca bir milletin, devletin adı olmuştur.

Gök- Türklerde Türk adının millileşmesi gibi yazı dili de millileşmiştir. Gök- Türklerin milli bir alfabe kullanması yazı hayatında son derece ileri olduklarını göstermiştir.

Gök- Türklerin kullandığı bu alfabe önceleri Runik Türk Alfabesi olarak nitelenmiş, sonraları ise yazıtlarda kullanılan dilin özgün ifade yeteneği ve tarihte ilk edebi metin oluşları nedeni ile bir milletin adıyla yani Gök- Türk alfabesi olarak anılmıştır. Bu alfabede toplam 38 harf bulunmaktadır. Harf sayısının bu kadar çok olması bir dil açısından zengin bir söyleyiş ve ifade gücü, kabiliyeti olarak görülmektedir.

harf ve sekil

 Gök- Türkler yaşayışlarında değer verdikleri ok, yay, ev, mızrak gibi alet ve eşyaların görüntüsü yazıda kullanılan bazı harfleri özdeştirmiştir. Bu harflerin göstergeleri ile eşyaların şekil özellikleri örtüşmektedir.

 k harfi

Gök- Türk alfabesinde (38 harfte) 9 sesli, 9 birleşik, 25 adet de sessiz harf bulunmaktadır. Alfabede en zengin harf “K”dir. Gök- Türkler sadece bu sesi göstermek için 5 farklı şekil kullanmıştır. Ayrıca eski yazıtlarda “kapalı e” olarak adlandırılan e ila a sesi arasında bir ses daha kullanılmaktadır.

Gök- Türk Yazıtları (Bengü Taşlar Göktürk Abideleri)

Eski Türkler bu yazıtları Bengü Taşlar olarak adlandırmıştır. Şimdiki Moğolistan’ın Orhun ırmağı yakınında bulunan yazıtlar bu nedenle günümüzde Orhun Abideleri olarak anılmaktadır.  Aynı bölgede ve Yenisey civarında irili ufaklı birçok taş (yazıt) bulunmasına rağmen bunlar içinde dil, tarih ve edebiyat açısından en değerlileri bu yazıtlardır.

Gök- Türk Kitabeleri üç tanedir. Bunlar Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan Abideleridir. Kitabelerde Bilge Kağan ile kardeşi Kül- Tigin’in düşmanlar ile yaptığı savaşlar, Türk kültür ve medeniyetini koruma çabaları, birlik olmanın önemi gibi konular anlatılmaktadır.

                              1-      Tonyukuk Yazıtı (M. S. 720):Yazıtların ilki (en eskisi) görgülü ve bilgili bir vezir olan Tonyukuk adına dikilmiştir. Tonyukuk, Kutluğ Kağan ile Çin hakimiyetinden kurtulur ve Orta Asya’da Türk birliğini sağlar. Önceleri yiğitliği ile ön plandadır. Sonraları ise aklı ve görgüsü ile Türk kağanlarına yol gösterir. Türk milleti arasında dirliği sağlar, barışı korur ve düşmanların hilelerini açığa çıkarır. Tonyukuk inançlı bir kişidir. Yazıtlarda sık sık birlik ve dirliğin Tanrı inayeti ile sağlanacağını vurgular. Yazıtlarda Tonyukuk anılarını öğütlerle anlatmıştır.

                              2-      Kül Tigin Yazıtı (M. S. 732): Kül- Tigin güçlü bir Türk kağanıdır. Yazıtlarda Çin ve diğer Türk kavimleri ile olan mücadeleler anlatılmaktadır. Birliğin ve beraberliğin önemi, Türk töresini, adet ve geleneklerinin önemi, bilgi ve görgünün değeri anlatılmaktadır.

Örnek:

Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beğleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar...

                              3-      Bilge Kağan Yazıtı (M. S. 736): Bilge Kağan Gök- Türklerin son güçlü kağanıdır. Ölümü ile devlet varlığını daha fazla devam ettirememiş, Uygurlar tarafından yıkılmıştır. Bilge Kağan yazıtlarda Kül- Tigin gibi yine istiklal mücadelesini anlatmıştır. Yazıtlarda Çin’in kışkırtması ile çıkan isyanlardan yakınma dikkat çekmektedir. Bilge Kağan Türk milletini birlik olmaya, örf ve adetlerini korumaya davet etmiştir.

Gök- Türk Yazıtlarının Özellikleri

-       Yazıtlarda destansı bir dil kullanılmıştır. Söyleyiş özellikleri ile kullanılan ifade ve kavramlar Türk destanlarındaki ifade, kavram ve söyleyişe benzemektedir. Altay, Kırgız destanlarından alınan aşağıdaki parça ile yazıt dilinin örtüştüğü görülür.

“Alpların kanı suca aktı, kemikleri dağca yattı.”; “Yoksullara zengin yaptı, yaya gelenlere at verdi, çıplak gelenleri giyindirdi.”

“Vardığın yerde iyiliğin o oldu: Kanın suca yüğürti, kemiğin tağca yattı.”; “ölecek milleti doğrulttum. Yalın kavmi giyimli, yoksul kavmi bay kıldım. Az milleti çok kıldım.”

-       Yazıtlarda alplik, erlik, bilgelik ve doğruluk özellikleri övülmüştür.

-       Yazıtlar tarih, dil ve edebiyata kaynaklık etmektedir.

-       Yazıtlarda milli bir dil ve alfabe kullanılmıştır.

-       Yazıtlarda birçok kavmin adının geçmesi dikkat çeker.

-       Yazıtlar eski Türklerin inanç, yaşayış ve düşünüş tarzları hakkında bilgi verir.

İlk Türk Yazarları

Yollug Tigin: Gök- Türk Abideleri bu yazar tarafından oluşturulmuştur. Yollug Tigin adı üstünde bir prens yani soylu kişidir. Yollug Tigin, yazarlığının yanında bir sanatçıdır. Güçlü bir hitabet dili vardır. Yazıtlarda bazen lirik bir söyleyiş bazen de bir tarihçi tavrı ile nesnel bir üslup kullanmıştır.

Tonyukuk: Eldeki kaynaklara göre, tarihte ve edebiyatta adı bilinen ilk Türk yazarı, aynı zamanda kitabelerden birinin de sahibi olan, vezir Tonyukuk’tur. Tonyukuk dört hükümdar döneminde vezirlik yapmış bilge bir kişidir. Kitabelerde sade ve açık bir dil kullanmıştır. Tonyukuk yazdığı kitabede anılarını, gördüklerini, bilgi ve tecrübelerin paylaşmıştır.

Yazıtlar Ne Zaman Bulunmuş ve Okunmuştur?

Yazıtlar ilk defa Rus bir asker olan Yohan Strahlenberg tarafından 1709’ da bulunmuştur. Sonraları yazıtlar hakkında Rus, Alman ve Danimarkalı bilim adamları tarafından araştırmalar yapılmıştır. İlk araştırmalarda yazıtların Fin tarihine ait olduğu düşünülmüştür. Bir süre “Gizemli Yazıtlar” olarak nitelenmiştir. Danimarkalı bilim adamı Prof. Thomsen’in yazıtlardaki Çince ifadelerden yola çıkarak alfabeyi çözmesi ile yazıtların Gök- Türklere ait olduğu anlaşılmıştır. Prof. Thomsen ilk olarak Tengri, Kül Tigin ve Türk kelimelerini çevirmiştir.

c-    Uygur Dönemi Yazılı Edebiyat

Gök- Türklerin yıkılması ile tarih sahnesine çıkan Uygurlar yerleşik hayata geçen ilk Türk kavmidir. Bu kavmin yerleşik hayata geçmesi Eski Türklerin her alanda medeniyet olarak ilerlemesini sağlamıştır; fakat Maniheizm’in olumsuz etkileri nedeni ile Uygurlar Gök- Türklerce geliştirilen milli alfabeyi terk etmişlerdir. Uygur hakanlarından Böğü Kağan’ın Maniheizm dinini kabul etmesi ile Uygurlar arasında bu din hızla yayılmıştır. Dinin misyonerleri tarafından yazılı edebiyatta Soğdak dil ve alfabesi kullanılmıştır. Dinin yayılması gibi zamanla Soğdak dili ve alfabesi de hızla yayılmıştır. Böylelikle eski Türk yazısı terk edilmiş ve Soğdak yazı dili Uygur yazı dili olmuştur.

sogdak yazi

(Soğdak alfabesinde 14-18 harf bulunmaktadır ve Soğdak yazısı Arapça gibi sağdan sola doğru ilerlemektedir.)

Uygur Yazıtları

Uygur yazıtlarının birçoğu din temasını işlemektedir. Bu yazıtlarda Maniheizm dininin kuralları, felsefesi ve inanç temelleri, dini ilahileri, dua ve efsaneleri anlatılmaktadır.

                              1-      Altun Yarug:Bu eser Uygur Türkçesine Çinceden çevirilmiştir. Aslı Sanskritçedir. Kitapta Buda dinine ait öğretiler, inanç temelleri ve dini hikayeler yer almaktadır. Altun Yarug 10 kitap ve 31 bölümden oluşmaktadır.

                              2-      Sekiz Yükmek:Dini Uygur metinlerinden bir diğeri de Sekiz Yükmek’dir. Bu eserde de Buda dininin öğreti ve inanç temelleri anlatılmaktadır. Eser Uygur dili ve tarihi açısından önemlidir. Zira eserde sade, açık, akıcı ve samimi bir dil kullanılmıştır. Eser dili daha yakın bir tarihe aittir. Eserde Budizm’in mahiyeti, dini ve ahlaki öğretiler bulunur.

Bunlar dışında “İki Kardeşin Hikayesi” gibi daha birçok Uygur metni bulunmaktadır. Çoğunluğunda dini konular işlenmektedir.

Destan Dönemi Yazılı Edebiyat ile Sözlü Edebiyat Farkı

-       Sözlü edebiyatımızın temelleri çok daha eskileri dayanmaktadır.

-       Yazılı edebiyat daha sade ve nesnel bir dil kullanılmıştır.

-       Sözlü edebiyatta olağanüstülük hakimdir. Kişi ve yer isimleri gerçekçidir; fakat bilgilerin doğruluğu kesin değildir. Yazılı edebiyat tarih ve edebiyat için belge niteliği taşır.

-       Sözlü edebiyat ürünleri zaman içinde değişikliğe uğramıştır. Bir eserin çeşitli varyantları ortaya çıkmıştır. Yazılı edebiyat değişime kapalıdır.

-       Yazılı edebiyat dil, sözlü edebiyat ise edebiyat tarihi açısından önemlidir.

-       Yazılı edebiyatta yazar kişi bellidir.

Okunma 12521 defa Son Düzenlenme Cuma, 03 Mart 2017 23:25

Çevrimiçi Kişi Sayısı

68 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi