Bu sayfayı yazdır

Rubai

Yazan:  Kategori: XIV. Yüzyıldan XIX. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı Cumartesi, 27 Haziran 2015 21:43
Ömer Hayyam Ömer Hayyam

Rubai Nedir?

Bentlerle Kurulan Nazım Biçimleri

Tek Dörtlükler

Tek bir dörtlükten oluşan divan edebiyatı nazım biçimidir. Kendine özgü ölçüsü vardır. Kafiye şeması a-a-x-a şeklindedir. (Birinci, ikinci ve son mısra birbiri ile uyaklı; üçüncü mısra serbesttir.)

Not: Rubailer kafiye şeması ve tek dörtlükten oluşması yönü ile Halk Edebiyatında mani nazım biçimine benzemektedir.

Bağımsız üçüncü mısrasına Hasi (hadım) adı verilir. Terane, dü-beyt, çar- mısra, çehar-mısra terimleri rubai yerine kullanılmıştır.

Rubailerin kendine özgü ölçü ile yazıldığını söylemiştik. Bunlar 24 tanedir ve ahreb ve ahrem diye ikiye ayrılır. Her grupta 12 ölçü kalıbı bulunur. Ahreb kalıbındakiler mef’ulü; ahrem kalıbındakiler ise Mef’ulün olarak başlar. ( Türk Edebiyatında ahreb kalıpları kullanılmıştır.) Rubailerde her birden çok kalıp kullanılabildiği gibi farklı kalıplar da kullanılabilir. Rubainin bağımsız mısraı en güçlü düşünceyi dile getirmek için söylenir. Bu sebeple kalıbı da ayrı tutulur. Yani dört dizeden bir, iki ve son dizelerin kalıpları aynı; üçüncü dizenin kalıbı farklıdır.

Örnek Rubai Kalıpları

Edebiyatımızda en yaygın kullanılan rubai kalıpları:

mef'ûlü mefa'ilün mefa'ilü fa'ûl

mef'ûlü mefa'ilün mefa'ilün fa'

mef'ûlü mefa'ilü mefa'ilü fa'ûl

mef'ûlü mefa'ilü mefa'ilün fa'

Rubailerde Konu Tema

Rubai nazım biçimi Türk edebiyatına İran edebiyatından geçmiştir. Çok farklı konularda yazılabilir. En çok felsefi ve tasavvufi konularda yazılmıştır. Şairin dünya görüşü, doğa ve insan algısı, maddi veya manevi aşkı rubailerde anlatılmıştır.

Rubainin Tarihsel Gelişimi

İlk rubailer Türk edebiyatında 14. Yüzyılda yazılmaya başlanmıştır. 17. Yüzyıl şairlerinden Azmizade Haleti ile aynı yüzyıl şairlerinde Nabi rubai biçimini kullanan ilk şairlerdir.

Rubailer kısa oluşları ve buna bağlı olarak özlü söyleyişleri ve mana derinlikleri sayesinde günümüze kadar canlılığını koruyabilmiştir.

Not: Rubai türünün en önemli temsilcisi XI-XII. Yüzyıl şairlerinden Ömer Hayyam’dır. Rubailerinde dünya, varlık, yokluk, hakikat, devlet ve toplum gibi konuları işlemiştir.

Not: Dört dizesi de birbiri ile uyumlu olan rubailere rubai-i musarra denilir.

Örnek:

Esrarını dil zaman zaman söyler imiş

Hengame-i gamda dastan söyler imiş

Aşk ehli olup da mihnet-i hicrane

Ben sabr iderin diyen yalan söyler imiş

Azmizade Haleti

 

Günümüz Türkçesiyle

Gönül, sırlarını zaman zaman söylermiş.

Gama düştüğü zaman destan söylermiş.

Aşık olup da ayrılık acısına,

Ben sabrederim diyen yalan söylermiş.

Örnek:

Ol göz ki yüzün görmeye göz dime ana

Şol yüz ki tozun silmeye yüz dime ana

Şol söz ki içinde sanema vasfun yoh 

Sen bad-ı heva dut anı söz dime ana 

Kadı Burhaneddin

 

 

Günümüz Türkçesiyle

O göz, yüzünü görmezse ona göz deme. 

Şu yüz, ayağının tozunu silmezse ona yüz deme. 

Ey put kadar güzel sevgili, vasfının olmadığı sözü, 

Değersiz tut; ona söz deme.

Okunma 1893 defa Son Düzenlenme Cuma, 03 Mart 2017 23:31