Buradasınız: AnasayfaTürk Edebiyatı10. SınıfDestan Dönemi Türk EdebiyatıDestan Dönemi Olay Çevresinde Oluşan Metinler


Destan Dönemi Olay Çevresinde Oluşan Metinler

Yazan:  Kategori: Destan Dönemi Türk Edebiyatı Perşembe, 12 Şubat 2015 19:18

Destan Kahramanları, Destan Dili ile Doğal Dil

Destan Anlatıcısı

Destanların milletlerin tarihinde meydana gelen savaş, göç, doğal afetler gibi önemli ve büyük olaylardan hareketle hayal gücü kullanılarak oluşturulduğunu daha önce belirtmiştir. Her millet, kendi tarihinde topyekun halkı etkilemiş önemli olaylar yaşamıştır. Bu olaylar zaman içinde o milletin ozanları tarafından süslenerek destanlaştırılmıştır. İşte tarih sürecinde çok çalkantılı bir hayat süren Türk milleti de bir çok destan üretmiştir. Türk milleti tarih boyunca tek bir destana bağlı kalıp onu zenginleştirmeye fırsat bulamamıştır. Bu sebeple eski destanları yad etmek yerine yenilerini üretmiştir. Bu destanların bazıları şunlardır:

Türk Destanları

Türk destanları iki ana başlıkta toplanmıştır:

a-   İslamiyet Öncesi Türk Destanları

b-   İslamiyet Sonrası Türk Destanları

     Böylesi bir sınıflandırmada Türk Tarihinin çok geniş olması, üretilen ürün sayısı ve İslamiyet’in kabulü ile meydana gelen büyük toplumsal değişim etkili olmuştur.

İslamiyet öncesi destanlar;

                              1-      Saka

                              2-      Şu

                              3-      Hun

                              4-      Göktürk

                              5-      Uygur

Bunlardan Uygur, Göktürk ve Hun devletleri milattan önce ve milattan sonra 9. Yüzyıla kadar Orta Asya’da hüküm sürmüşlerdir. Bunun dışında kalan Türk milletleri ise hem uzun bir varlık sürdürememiş hem de tarihe mal olan önemli olaylar yaratamamışlardır.

Bu milletlere ait destanlar ise şöyledir:

a-   Alp Er Tunga destanı,

b-   Şu destanı,

c-    Hun - Oğuz destanları,

d-   Göktürk destanları,

e-    Dokuz Oğuz - On Uygur Türklerinin destanı

     Bu destanlara Orta Asya’da yaşayan milletlerin inanış, dünyaya bakış, görüş, yaşayış ve düşünceleri yansımıştır. Dünyanın yaratılışı hakkındaki fikirler, kültür, örf, adet ve geleneklere bağlı kalmanın önemi, millet olma bilinci destanlarda işlenen önemli konulardır.

Destanın Özellikleri

-       Olaylar ana kahramanlar üzerinden anlatılır. İlk destanlar şiir biçiminde ölçülü ve kafiyelidir ve sonradan yazıya geçirilmiştir.

-       Destanlar millidir, çoğunlukla bir milleti yakından ilgilendirir.

-       Destanlarda zaman çok hızlı akar. Yer ve zaman yüzeysel olarak betimlenir. Betimlemeler ise canlı ve doğaldır.

-       Destanlar tarihi birer belge özelliği gösterir.

-       Olaylar gerçekçi mekanlarda geçer.

-       Kahramanlar hakan, bey veya tanrı çocuğu gibi seçkin kimselerdir.

-       Destanlarda kullanılan dil sadedir.

-       Olağanüstü olaylar anlatılır.

Doğal Destan ile Yapma (Yapay) Destanın Fark ve Benzerlikleri

Benzerlikler;

-       Her iki destan türünde de savaş, yiğitlik, kahramanlık gibi konular işlenir.

-       Her iki destan türünde de dil coşkuludur ve heyecana bağlı işlevde kullanılır.

-       İki destan türünde de olay ve kişiler gerçek temellere dayanır.

-       İki destan türünde de olağanüstü özellikler görülür.

-       Her iki türde de destanlara özgü motifler kullanılır (sayı motifleri).

-       Her iki türde de mitolojiden yararlanılır.

Farklar;

-       Doğal destanlar sözlü geleneğe bağlıdır, daha sonra yazıya geçirilir; yapay destanlarda ise yazar bellidir.

-       Doğal destanlar tarihin eski devirlerinde yaşanan olayları anlatır. Bu sebeple olayların gerçekçiliği zayıftır; yapay destanlar ise yakın tarihte meydana gelen olayları konu edinir, gerçekçiliği doğal destanlara göre daha fazladır.

Destan Dili ile Doğal Dilin Farkı

Destan dili coşkuludur. İfadeler kısa ve özlüdür. Anlatımda atasözü ve deyimlerden yararlanılır. Destanlarda yeni kavramlara ve türetmelere yer verilir. Destanlarda öznel bir anlatım söz konusudur. Doğal dilde anlatım sadedir. Anlatımda kullanılan kavram ve ifadeler yetersizdir. Doğal dil destan dili gibi ölçülü ve uyaklı değildir.

DESTAN ÖZETLERİ

Yaratılış Destanı ( özet )

Yaratılış destanında Tek Tanrı Kayra Han tüm kainatta yalnızdır. Evrende kendisi ve sudan başka bir şey bulunmaz. Tanrı Kayra Han’ın canı çok sıkkındır. Bir gün büyük denizde bir dalga belirir. Bu Akime’dir (Ak Ana). Bir kadın olan Akime Tanrı Kayra Han’a yaratması konusunda ilham verir. Bunun üzerine Tanrı Kayra Han Kişi ismiyle anılan bir varlık yaratır. Bu şeytandır. Tanrı Kayra Han Kişi’ye uçma özelliği verir; yalnız Kişi, zaman içinde büyüklenerek Tanrı Kayra Han’dan daha yüksekte uçmak ister. Bunu sezinleyen Tanrı Kayra Han Kişi’yi cezalandırır. Uçma özelliğini elinden alır. Kişi yuvarlanarak yere düşer. Öleceği sırada af dileğinde bulunur. Tanrı Kayra Han onu sudan çıkararak yüksek bir yıldızın üzerine oturtur. Kişi artık uçamadığı için Tanrı Kayra Han yeryüzünü yaratır. Kişi’ye sudan toprak almasını emreder. Kişi sudan toprak alırken daha sonra kendisi için ayrı bir dünya yaratmak için bir kısmını ağzına saklar. Tanrı Kayra Han’ın Büyü emri ile toprak büyür; fakat Kişi’nin ağzındaki toprakta büyümüştür. Tanrı Kayra Han’ın tükür demesi ile Kişi yine boğulmaktan kurtulur. Yeryüzü önceleri düzdür, ama Kişi’nin ağzındaki toprağı tükürmesi ile küçük tepeler oluşur. Tanrı Kayra Han böylelikle Kişi’ye Şeytan: Erlig ismini verir. Şeytan: Erlig adını verdi.

Tanrı Kayra Han dokuz dallı bir ağaç, her bir dalın altından da bir adam yaratır. Şeytan bu adamları Tanrı Kayra Han’dan ister. Tanrı Kayra Han ise vermek istemez.  Bu yeni adamları şeytan kıskanır. Türlü hilelerle bazılarını kandırır. Şeytan lanetlenir. Toprağın altındaki dünyaya hapsedilir. Erlik Tanrıya yalvarır. Kendisi için bir dünya yaratmak ister. Bunun için izin alır. Şeytan yine rahat durmaz. Tanrı Kayra Han şeytanın dünyasını yıkması ve insanlara yardım etmesi için Mandişere’yi gönderir. Mandişere kuvvetli mızrağı ile şeytanın dünyasını yıkar. Parçalanan dünya yeryüzüne düşer. Böylelikle düz olan dünya daha da kabarır. Yüksek dağlar ve ormanlar oluşur.

Alp Er Tunga Destanı ( Özet )

Saka Türklerine ait bir destan olan Alp Er Tunga’da İran ile Saka’lar arasındaki mücadele anlatılır. Bu mücadelede Alp Er Tunga, güçlü bir Türk komutan olarak tanıtılmaktadır. Firdevsi’nin Şehname adlı eserinden öğrendiğimiz destanın asıl metni bulunmamaktadır. Bu sebeple Firdevsi’den edinilen bilgi eksik ve yetersizdir. Burada Alp Er Tunga’nın İran’ın çeşitli hükümdarlık dönemlerinde İran Şahları Zal, Zal Oğlu Rüstem ve Keyhüsrev ile savaştığı anlatılır. Bu savaşlarda kimi zaman Saka’lar kimi zamanda İran’lılar kazanır. Neticede Alp Er Tunga ordusunu kaybeder bir dağda mağaraya saklanır. Yakalanmak üzere iken kaçar; fakat girdiği nehirde yakalanarak öldürülür.

Destanla ilgili bir ağıt Kaşgarlı Mahmud tarafından yazıya geçirilmiştir. Kutadgu Bilig’de destan hakkında bilgi verilmiştir.

Not:İran kaynaklarında Alp Er Tunga’nın ada “Afresyab” olarak geçmektedir.

Bu destanda anlatılan îran - Tûran savaşlarının çok kısa bir hulâsası şöyledir:

Şu Destanı ( Özet )

Bu destanda bir Türk hakanı olan Şu’nun Büyük İskender ile mücadelesi anlatılmaktadır. Şu milattan önce 4. Yüzyılda Orta Asya’da hüküm süren bir hakandır. Büyük İskender’in Asya üzerine sefere çıktığı haberini alınca Doğuya çekilir. Büyük İskender ile küçük savaşlar yapar. Bu savaşları kazanır. Sonunda İskender ile barışır. Destanda Şu’nun gümüşten havuzu ve kaz ve ördek gibi hayvanlara verdiği önem dikkat çeker. Eski Türklerde bu hayvanlar kutsal sayılır. Orta Asya’da yer ve kavim isimlerinin oluşumu hakkında destanda bilgi verilir. Burada Şu’nun Doğuya çekilmesi sürecinde olduğu yerde kalan gruplar Kalaç milletini ( iki zümre) ve yine Oğuz Türklerini oluşturur ( yirmi iki kavim). İskender buradaki Türkleri görünce Türke benzer anlamında Türk menend demiştir. Bu ad zaman içinde Türkmen ismine dönüşmüştür. Yine savaş esnasında öldürülen bir askerin üzerindeki altınların kana bulanması ile bölgedeki bir dağa Altun Han denildiği belirtilir.

Oğuz Kağan Destanı ( Özet )

Bu destan Orta Asya’da büyük bir devlet kuran Hunlara aittir. Büyük Türk Hakanı Mete Hanın Çin’den Hazar denizine kadar olan coğrafyada hüküm sürdüğü bilinmektedir. İşte Oğuz Kağan destanında tanıtılan Oğuz Han isimli hakanın Mete olduğu düşünülmektedir. Oğuz Kağan dünyaya geldiği kırkıncı günde konuşur ve yiğitlik gösterir. Vücudunun sığır ayağı, ayı göğsü, kurt sırtı gibi olağanüstü özelliklerle tanıtıldığı görülür. Oğuz Kağan yiğit bir kişidir. Bir avda demir kılıcı ile bir canavar öldürür. Bakır mızrağı ile de bir kuzgunu öldürür. Burada demir ve bakırın savaşlarda kullanılan önemli madenler olduğu vurgulanır. Oğuz Kağan iki kadın ile evlenir ve toplam altı çocuğu olur. Bunlara Gün, Ay, Yıldız; Gök, Dağ, Deniz isimlerini verir. Orta Asya’da müşterek yaşayan türlü Türk kavimleri ile mücadele edip tüm Türkleri bir araya toplar. Girdiği tüm savaşları kazanır. Savaşlarda bir kurdun orduya önderlik edip yol gösterdiği görülür. Yine Oğuz Kağan’ın Uluğ Türük isimli yaşlı, tecrübeli bir danışmanı vardır. Sonunda ülkesini oğulları arasında bölüştürür. Yirmi dört parçaya bölünün ülke Oğuz Kağan’ın oğulları tarafından yönetilir. Destanda Kıpçak, Karluk gibi kişi isimleri Orta Asya’da yaşayan kavimleri temsil etmektedir. Destanın dil ve anlatım özelliği olarak isimlerin kavimleri temsil etmesi dikkat çekicidir. Yine destanda müren, deniz ulaşılmak istenen hedeflerdir. Devletin denizlere hakim olması hedefi eski Türklerin tamamında görülür.

Attila Destanı ( Özet )

Batı Hun devletinin kurucusu olan Atilla, Rusya, Almanya dahil birçok Avrupa devletine hakim olmuş Bizans’ı haraca bağlamıştır. Yaşadığı dönemde Avrupa’ya korku salmıştır. Diğer Türk destanlarında olduğu gibi destanın tam teşekkül bir metni bulunmamaktadır. Atilla’nın yiğitlik ve kahramanlık dolu hayat hikayesi elbette destanlaşmıştır. Atilla hakkında bir destanın varlığı yabancı kaynaklarda geçmektedir. Ordusunun ortasında büyük bir çadır kuran Attila maceralarını usta şairlerin coşku dolu şiirleri ile ordusuna dinlettirir. Bir eğlence sırasında burun kanaması sonucu ölür. Attila hakkında bilgi ardından söylenen bir mersiyeden alınmaktadır.

GÖK TÜRK DESTANLARI

Bozkurt Destanı ( Özet )

Birçok Türk destanında olduğu gibi bu destanda da kurt motifinin kullanıldığı görülür. Destanda düşman baskınında yok olan Göktürk kavminin bir dişi Tanrı Kurt’un yardımı ile yeniden dirilip çoğalışı anlatılmaktadır. Düşman baskını sonucu tüm Türk kavmi yok edilir. Bunlardan sadece bir çocuk kurtulur. Dişi bir kurt gelerek çocuğu düşmanlardan kaçırır ve ormanda besler büyütür. Bu Tanrı Kurt (Asena) ile olan münasebet sonucu daha sonra Türk kavimlerinin hakanı olacak Aşine isimli kahraman dünyaya gelir. Aşine rüzgara ve yağmura hükmeder. Ayrı Türk kavimlerini birleştirir.

Ergenekon Destanı ( Özet )

Orta Asya’da Göktürkler çok güçlü bir kavimdir. Tüm düşmanlar Göktürklerden korkar ve çekinir. Türklerin bu gücünü kıskanan ve kendilerine karşı tehdit olarak gören düşmanlar birlik olup Göktürklere saldırır; ama galip gelemez. Sonunda hile ile savaşı kazanırlar. Tüm Göktürk kavmi kılıçtan geçirilir. Yalnız o vakit Göktürk Hakanı İl-Han’ın bir oğlu ve yeğeni başka yerdedir. Bunlar savaştan on gün sonra yurtlarına döner. Savaştan arta kalan birkaç mal ve eşya ile o zaman ancak bir insan ve devenin sığacağı dar bir geçitten geçerek daha sonra Ergenekon diyecekleri bölgeye gelirler. Buranın dört tarafı dağ ve ormanlar ile çevridir. Dışardan bir saldırıya ve müdahaleye imkan yoktur. Kayan ve Tukuz isimli iki aile burada 400 yıl yaşar ve çoğalar. Ergenekon’a sığmaz olunca bir demircinin önerisi ile demir madeni bir dağı eritmeye karar verirler. Dağa bir sıra odun ve bir sıra kömür dizilir. Büyük körüklerin yardımı ile ateş alevlendirilir. Demir dağ erir. Bir yüklü devenin geçeceği kadar düzleşir. Böylelikle Ergenekon’dan çıkılır. Bu gün daha sonra  her yıl (yeni yıl) demir bir kılıcın hakan tarafından kor ateşte dövülmesi ile kutlanır.

DOKUZ OĞUZ – ON UYGUR DESTANLARI

Türeyiş Destanı ( Özet )

Türeyiş efsanesinde bir Hun hakanının iki kızını Tanrılar ile evlendirmek istemesi anlatılmaktadır. Hun Hakanı bu evlilik için bir kule yaptırıp kızlarını buraya koyar. Birçok yalvarış ve yakarıştan sonra tanrılardan biri kurt kılığında gelerek iki kız ile evlenir. Daha sonra bu evliliklerden Oğuz ve Uygur kavimlerinin çoğaldığı anlatılmaktadır.

Göç Destanı ( Özet )

Eski Türk kavimlerinden Uygurların göç hadisesinin anlatıldığı bu destan şöyledir: Uygur hanlığında Hulin isimli bir dağ ve bu dağdan akan Tuğla ve Selenge isimli iki ırmak vardır. Bir gün bu ırmaklar üzerinde mavi bir ışık belirir. Işık iki ırmak arasında bir ağacın üzerine gelir ve bir ay burada kalır. Sonra bu ağaç yarılır. İçinden beş çocuk çıkar. Bu çocukların her biri ayrı bir odacıktadır. Ağızlarında bir ışık hüzmesine bağlı birer emzik bulunur. Uygurlar bu çocukları alır. İçlerinden an akıllısı ve beceriklisi olan Bugu isimli çocuğu hakan seçerler. Bugu Hanın rüyasına ak saçlı bir ihtiyar gelir. O vakit Uygur yöresinde bulunan bir kayanın mukaddes olduğunu kaybedilmesi halinde hanlığının yok oyacağını söyler. Bugu Han Çin ile düşmanlığa son vermek için Çin prenseslerinden biri ile evlenmeye karar verir. Çinliler bu evlilik karşılığında –Türk yurdu için önemini anladıkları- mukaddes kayayı isterler. Rüyasını unutan Bugu Han değersiz olduğunu düşünerek bu kayayı verir. Çinliler bu büyük kayayı olduğu gibi taşıyamayınca ateşte kor edip üzerine keskin sirkeler dökerek parçalarlar ve öylece taşırlar. Bu olaydan yedi gün sonra Bugu Han ölür. Uygur’da amansız bir kuraklık başlar. Bir vakit sonra tüm doğadan “göç”, “göç” sesleri işitilir. Bu kutsal işaret ile Uygurlar yurtlarından göçer. Sesin işitilmediği bir yere gelince durur ve buraya yerleşirler. Sonra burada beş ayrı mahalle kurarlar. Böylece buraya “Beş Balıg” (Beş Şehir) ismi verilir.

Daha Fazlası İçin Bakınız!!!(9. Sınıf Destan Türü ve Özellikleri)

Okunma 2333 defa Son Düzenlenme Cuma, 03 Mart 2017 23:25

Çevrimiçi Kişi Sayısı

56 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi