Buradasınız: AnasayfaEdebi TürlerTiyatroTiyatro TarihiTürk ve Dünya Edebiyatında Tiyatro


Türk ve Dünya Edebiyatında Tiyatro

Yazan:  Kategori: Tiyatro Tarihi Salı, 24 Haziran 2014 23:33

TİYATRO

Tiyatro kelimesi dilimize yunancadan geçmiştir; “1. Dram,trajedi gibi eserlerin oynandığı(temsil edildiği)yer; 2. Tiyatro için oynanan,sahneye konulan oyun” anlamlarını taşıyor.

Tiyatro, edebî türler içerisinde en canlı; güzel sanatların diğer kollarından hayata en fazla yakın olanıdır. Yazar, eser ve oyun unsurlarının bir araya gel­mesi ile oluşan tiyatro, insanlıkla beraber doğmuştur. Yukarıda saydığımız üç un­surun yanında seyirci de tiyatro için çok önemlidir, çünkü, seyircisiz tiyatro ol­maz. Seyirci, tiyatroda olayları, dekorları ve şahısları gören ve gördüklerinden ders almaya çalışan kişidir. Tiyatro, seyirciyi, aynı anda hem gözü, hem kulağı ile etkilediği için tesiri köklüdür. Bu bakımdan kütleleri peşinden sürükleyebilir. Aynı zamanda bu yönüyle de tiyatro bir seyirlik oyunudur.

Türklerde seyirlik oyunların başında Orta oyunu gelir. Orta oyunu, halkın, ortada ve yakından seyretmesine uygun bir meydan oyunudur. Genellikle köy­lerde, düğün veya özel günlerde oynanan orta oyununda, oyuncuların bağlı ol­duğu bir metin, metni hatırlatacak suflör yoktur. Deve oyunu, Değirmenci oyu­nu vb. gibi oyunlar, ustadan çırağa geçe geçe gelişir, olgunlaşır ve her seferinde yenilik kazanır. Orta oyununda nükte (dolayısıyla anlaşılan ince anlamlı bir söz) ve tevriye (birden fazla anlamı bulunan bir kelimenin her iki anlamının söze uy­gun olması, ancak uzak anlamın amaçlanması) gibi söz ve anlam sanatlarına bü­yük önem verilir.

Türklere özgü eski bir sahne oyunu da “hayal oyunu” adı verilen Kara­göz’dür. Karagöz’de; Karagöz, Hacivat, Tuzsuz Deli Bekir, Arap, Arnavut, Bebe­ruhi, Yahudi, Kastamonulu, Karadeniz uşağı gibi tipler ile bu şahısların yer aldığı konular hem sınırlıdır hem de zenginlik ve çeşitlilik göstermez.

Karagöz’de Orta oyunundan farklı olarak kalıplaşmış sözler, deyimler kulla­nılır. Oyunun başoyuncularından Karagöz tam bir halk adamı, Hacivat ise medre­se kültürü ile yetişmiş hem bir yarı aydın hem de bir lâf ebesidir.

Türk tiyatrosunun ilk örneğini Şinasi Şair Evlenmesi (1859) adlı oyunu ile vermiştir. Ondan sonra Namık Kemal, Recaî-zade M. Ekrem, Abdülhak Hâmit ve Ahmet Midhat Efendi önemli eserler kaleme almışlardır.

XX. yüzyılın ilk çeyreğinde Darülbedayi’in açılması ile tiyatro ön plana çı­kar. Müsahipzade Celâl, Reşat Nuri Güntekin, Halit Fahri Ozansoy, Faruk Nafiz Çamlıbel, Cumhuriyete geçiş döneminin önde gelen kalemleridir.

Cumhuriyetten sonra ise Türk tiyatrosu iyiden iyiye gelişir. Türk edebiyatına ve sahne hayatımıza kalıcı eserler kazandırılır. Bu yolda emeği geçen önemli ya­zarlardan birkaçını şöyle anabiliriz: Ahmet Kutsi Tecer, Necip Fazıl Kısakürek, Ce- vat Fehmi Başkut, Haldun Taner, Ahmet Muhip Dıranas, Tarık Buğra, Necati Cu- malı, Nezihe Araz, Güngör Dikmen, Recep Bilginer, A. Turan Oflazoğlu, Orhan Asena.

Okunma 7154 defa Son Düzenlenme Cumartesi, 04 Mart 2017 12:19

Yorum Ekle

Çevrimiçi Kişi Sayısı

85 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi