Buradasınız: AnasayfaEdebi TürlerTiyatroTiyatro TarihiTİYATRONUN İLK İNSANLA BAŞLAYIŞI


TİYATRONUN İLK İNSANLA BAŞLAYIŞI

Yazan:  Kategori: Tiyatro Tarihi Salı, 24 Haziran 2014 23:32

Genel bir Tiyatro Tarihi’nin ilk sayfalarını ka­rıştırırsanız, “Tiyatronun 3000 yılı” ya da “Tiyatro­nun 2500 yılı” gibi sözlerle karşılaşırsınız. Bu sözler Eski Yunan’dan, Judea’dan, Mısır’dan başlayıp günümüze kadar uzanan Tiyatro için, bildiğimiz Ti­yatro için söylenmiş sözlerdir. Oysa Thespis’in, Aes chylus’un arkasında iki bin yıllık yer yer yazılmış, on binlerce yıllık da yazılmamış bir tarih yatıyor. Tiyat­ro denince bugün aklımıza gelen sanat türünün nasıl başladığını, nerede başladığını aşağı yukarı biliyoruz. Azıcık daha geri gidersek, Eski Yunan’daki o yüce ti­yatronun kaynakları olarak Mısır’la, Babil’le, Suriye ile, Kıbrıs’la, Trakya’yla, Anadolu’yla, Girit’le ilgili yarı masalımsı bilgilerimiz de var. Ama ondan önce­si? Karanlık, belirsiz, kesinlikleri olmıyan, gene de çok ilgi çekici bir yol mitler, büyüler dünyası için­den tarih öncesi insanına doğru uzanıyor.

Fransa’nın güneyindeki bir mağara duvarında bulunan erkek geyik kılığına girmiş, maskeli büyücü resminin, en aşağı on bin yıl, belki de elli bin yıl ön­ce çizilmiş olan o resmin karşısında durduğumuz za­man bile, tiyatronun başlangıcından çok uzaklarda olduğumuzu bilmeliyiz.

Tiyatro, oyun sanatı, dinden de eskidir. Gece ateşin çevresinde otururken, av hayvanlarını çoğalt­mak, ya da ertesi gün çıkacakları avın iyi gitmesini sağlamak amacıyla bir çeşit büyük yapmayı düşünen, kalkıp avlanacak hayvanlan taklit eden ilk insanın bu davranışıyla birlikte tiyatro da başlamış oluyor. Taklit yoluyla yapılan büyünün ardından, dansla, mü­zikle, maskelerle yapılan büyü, yağmur yağdırma, ürünü çoğaltma törenleri geliyor. Büyüme, olgunlaş ma( topluluğun üyeliğine alınma törenlerineyse söz, konuşma gerekiyor. Atalar tanrılaşıyor, onlara dans­la, türkülerle tapınılıyor. Tapınmak mitleri getiriyor. “Mitler oynanarak anılırsa, gösterilirse soy gelişir, topluluk yaşar” inancı yerleşiyor. Trajedi doğuyor, arkasından komedi, sonra da salt bir eğlence olarak oynanan tiyatro.

Sophocles’i, Shakespeare’i, Ibsen’i, Brecht’i an­lamak istiyenlerin ilkel büyüleri, maskeleri, yağmur yağdırma törenlerini bilmeleri şart mı? Çağdaş ti­yatroyu anlamak için ilk insandan yola çıkmak ka­çınılmaz bir şey mi? Değil belki.

Kimi düşünürler Batı Tiyatrosu’nun başlangıcı olarak Eski Yunan’ı, ya da Mısır’ı alıyorlar. Kimi de Tiyatro Tarihi’ni yalnızca Batı Tiyatrosu Tarihi gibi düşünmek istemediğinden, Çin, Japon, Hint tiyatro­larıyla başlıyor. Bu gibi kitaplarda ilkel insanlar üze­rine söylenenler ya önsözlerde kalıyor > ya da iki üç sayfalık, küçücük bölümlerde. Öte yandan, ilkel ti­yatroya uzun bölümler ayıran düşünülerin gittikçe çoğaldığı da bir gerçek.

Okunma 1182 defa Son Düzenlenme Cumartesi, 04 Mart 2017 12:20

Çevrimiçi Kişi Sayısı

86 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi