Buradasınız: AnasayfaEdebi TürlerTiyatroTiyatro MetinleriMeddah Hikayesi Örneği (Ali Asgar-Pehlivan)


Meddah Hikayesi Örneği (Ali Asgar-Pehlivan)

Yazan:  Kategori: Tiyatro Metinleri Pazar, 12 Ekim 2014 02:38

Ali Askar Ağa’nın Bursa Seyahati

Ali Askar (Acem) — Bana bah, Sururi Efendi. Davullar ki çalınır ne vardır gardaş? Düğün vardır.

Sururi— Valla bilmiyorum Ali Askar. Bir kere sorduralım. Garson!..

Garson (Bursalı göçmen) — Efendim?

Sururi— Bak davullar çalınıyor oğlum, şu nedir, öğreniver.

Garson— Efendi dayı, pınar başında pehlivan güreşi var da o nişten (için, o yüzden) çalıyorlar.

SururiAli Askar, pehlivan güreşi varmış, pınar başında. İran'da pehlivan var mıdır ve İran halkının ne dereceye kadar pehlivanlığa merakı vardır?

Ali Askar — Sururi Efendi, sararaten yalan danışmaram. İran'da her kişi pehlivandır, hatta özüm de pehlivanam ha.

Sururi— Maşallah.

Ali Askar — Beli!..

Sururi— Öyleyse gidelim de seninle Türk aslanlarını seyredelim.

Ali Askar — Gidelim, men çok nice severem pehlivan güreşi.

Bir Ses — (Anlarlar.) Pınar başında.

SururiAli Askar Ağa.

Ali Askar — Ne vardır, Hacı Sururi Efendi?

Sururi— Bak bu ufak pehlivanlara, bunlara deste güreşi derler.

Ali Askar — Beli, o destler Tehran'da da vardır.

Sururi— Hah, bak şimdi daha büyükleri çıktı. Bunlara küçük orta derler.

Ali Askar — Bilirem ağam, küçük ortayı da bilirem.

Sururi— Dikkat et, başpehlivanlar çıkıyor. Bak gördün mü, sarı pehlivanı, sarı bıyıklıyı?

Ali Askar — Görmüşem.

Sururi— O kim biliyor musun?

Ali Askar — Yoh, bilmirem.

Sururi— Ona meşhur, Mihaliçli Hasan pehlivan, derler. Onun daha kolunu bükecek, kainata kimse gelmemiştir. O karayağız olan da inkayalı İbram Pehlivan.

Ali Askar — Onlar pehlivandır?

Sururi — Elbette.

Ali Askar — Sururi Efendi, ne diyesen gardaş? Onlar çocuktur.

Sururi — Neler?

Ali Askar — Onlar.

Sururi — Yok canım çocuk olur mu? Yaptığın şeye bak Ali Askar, onlar hep en namdar pehlivanlardan.

Ali Askar — Sururi Efendi, o sarı bıyıklı pehlivanı gördün?

Sururi — Evet.

Ali Askar — Hasan Pehlivan, diyesen.

Sururi — Evet.

Ali Askar — O Tehran'a geldi.

Sururi — Ne vakit?

Ali Askar — Çok oldu.

Sururi — Eee?

Ali Askar — Şahın bi pehlivanı vardı, adına Hurşid-i MeIla diyeler.

Sururi — Eee?

Ali Askar — Günde on sekiz yüz kişi yener gardaşım(?) Hatta Şah ferman eyledi ki bu Hurşid-i MeIla ile Hasan Pehlivan üleşsin, meydana çıktılar, ellerini şaklattılar. Hasan Pehlivan'ın sekiz metre boyu vardı, yedi metre galınlığı vardı ha… Bu Hasan Pehlivan'a parmağın havale eyledi, bahırlar( bakarlar) Hasan Pehlivan yok. Semavata gitmiş. On yedi gün sonra telgraf geldi. "Hasan Pehlivan salimen Bandırma'ya vasıl olmuş." diyeler.

Yahudi — Aşk olsun haci efendi. Maşallah be. Sizin memlekette artik otomobile, şimendüfere lazımlık kalmadı. Birisi Paris'e gidecek, çağır pelivani vursun parmaği. Birisi Londra'ya gidecek çağir pelivani vursun parmaği. Ama biraz dikkat et, yavaş yavaş vursun, belki ahrete yötürür.

Meddah Kitabı

hzl.: Ünver ORAL

Okunma 9882 defa Son Düzenlenme Cumartesi, 04 Mart 2017 12:23

Benzer Öğeler (etikete göre)

Çevrimiçi Kişi Sayısı

142 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi