Masal

MASAL TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ

Halk anlatmaları adını verdiğimiz türlerin içerisinde en eskisi hiç şüphesiz masallardır. Dinleyiciyi inandırmak gibi bir iddiası olmayan, yapısında kalıplaşmış ifadeler bulunan, “masal anası”, “masal ninesi” adı verilen kadınlar tarafından anlatılan hayal ürünü anlatmalara masal denir. Aslında masal, bir milletin aynasıdır. Bu aynada bir milletin folklorunu, kültürünü, inanışını, hoşgörüsünü, maddi kültürünü bulabiliriz. Böylece de geçmişimizi anlatarak geleceğe ışık tutarız.

Kitle iletişim araçlarının fazla yaygınlaşmadığı dönemlerde; hoşça vakit geçirmenin en iyi yolu idi. Bir anlatıcı, bir de dinleyici kesimi olan masallar, farkına varmadan ahlak derslerini aldığımız veya verdiğimiz anlatmalardı. “Bir varmış”la başladığında hayal olduğuna inanılan, fakat bir süre sonra gerçekmiş gibi kabullenilen, uzun kış gecelerinin bu tatlı anlatılarında, “onlar ermiş...” diye başlayan son cümlesiyle kötülerin cezalandırıldığı, iyilerin ödüllendirildiği görülürdü. “Masal anası” veya “masal ninesi” adı verilen anlatıcıların etrafına oturan dinleyiciler, bir taraftan işlerini yaparlarken, bir taraftan da zümrüdüankanın sırtında masal dünyasına doğru yol alırlar; bazen yedi başlı devle savaşırlar; bazen de padişahın güzel kızına kavuşabilmek için en zor sınavlardan geçerlerdi.

Not: Zümrüdüanka; Anka ve Simurg adlarıyla da bilen hayali Kaf Dağında yaşayan, çok parlak tüylere sahip dev kus.

 

MASALLARIN ÖZELLİKLERİ

a-         Şekil Özellikleri

Masalların şekline bağlı, dış yapısıyla ilgili özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1-         Masallar, bir destan veya halk hikayesi kadar olmasa da uzun metinlerdir. Az da olsa anlatılması birkaç gece süren masallar vardır.

2-         Masallar genellikle nesir şeklindedir. Ancak, çok az da olsa bazı masalların nazım-nesir karışıktır. 

3-         Masalların başında, ortasında ve sonunda belirli görevleri olan ve “tekerleme” veya “kalıp söz”  adı verilen söz öbekleri vardır. 

a-         Kısa Giriş Kalıp Sözleri

b-         Giriş “Tekerlemesi” Biçimindeki Kısa Maceralar

c-          “Tekerleme” Biçiminde Masallar

d-         Ara ve Bitiş Kalıp Sözleri.

“Var varanın, sür sürenin, destursuz bağa girenin hali hudur padişahını. Yollar saçak pürçek, kimi yalan, kimi gerçek; hikayedir bunun adı, söylemeyle çıkar tadı. Eski zemanenin devrinde idareden aciz bir adam varmış. Bu adam bir gün ‘ben ne yapayını, ne yapmayayım ’ deyip İstanbul'a gider. ” (Sakaoğlu 1973: 636).

 Masallar neden tekerleme ile başlar?

Masalların tekerleme unsurlarıyla başlamasının ana sebebi anlatıcın dinleyiciyi uyarması olarak değerlendirilebilir. “Bir varmış bir yokmuş” veya “ Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde...” “Bakın, bu anlattıklarımızın hiçbirisi gerçek değildir; kendinizi buna göre hazırlayın.” diyerek anlatıcı ve dinleyiciler kendilerini buna hazırlar; ancak çok geçmeden hayalden gerçeğe geçildiği görülecektir. 

4-         Masalların dili, anlatıldığı yörenin ve kaynak şahıs adını verdiğimiz anlatıcısının dilidir. 

5-         Bir masal metni içerisinde, halk edebiyatının diğer türlerinden (efsane, fıkra, dua, beddua, mani, türkü, bilmece, ağıt, atasözü, deyim, vb.) örneklere rastlanabilir. 

“...oradan eline geçirdiği bir kürekle tilkinin başına vura vura öldürür. Bir taraftan da türkü söyler:

Elime aldım küreği

Dolandırdım dört direği

Düştü tilkinin yüreği

Ne hoş gördüm tilki seni

Tilki kuyruğun aladır

Yad yerler sana karadır

Çok gezmek başa beladır

Ne hoş gördüm tilki seni. ”

(Alptekin 2005: 192).

 

b-         İçerik Özellikleri

Masalların içerik özellikleri de, şekil özellikleri kadar önemlidir. Zaten bir metnin ana dokusunu içerik oluşturur. Masalın dış yapısı şekildir, iç yapısı ise içeriktir. Asıl verilmek istenilen mesajlar bu bölümdedir.

1-         Masallar, olağanüstülükler üzerine kurulmuştur. Olağanüstülük masalın doğasında var olan bir şeydir. Sık karşılaştığımız olağanüstülüklerden bazıları aşağıdadır.

a-         Daha çok efsane metinlerinde gördüğümüz “tayy-i zaman, tayy-i mekan” motifi masal metinlerinde de görülmektedir. Masalcı belki de aşılması zor olan bazı engelleri, uzaklıkları bu motifle ortadan kaldırabilmektedir.

b-         “Şekil değiştirme” masalların değişmeyen motifi olup, burada büyüsel yapıyla çeşitli dönüşümlere rastlanır, tınsan; hayvana, bitkiye veya herhangi bir nesneye dönüşürken, bunun tam tersi de olabilmektedir.

c-          Daha çok destanlarda karşılaştığımız öldükten sonra dirilme motifinin örneklerini masallarda da bulmaktayız.

2-         Masalların kahramanları olağanüstü özelliklere sahiptir. 

c-          Olağanüstü kahramanlar

Devler, Cinler ve Periler, Cadılar masallara özgü kahramanlardır.

3-         Masalların eşya ve aletleri de kendisi yapısına uygun olarak olağanüstülük gösterir. Hemen hemen bütün eşyalar büyü ile değişebilmektedir. Bunun en güzel örneği insanın eşyaya; eşyanın insana dönüşmesinde görülmektedir.

4-         Masallarda zaman geçmiş zamandır. Masal anlatıcısı geçmiş zamanı kullanarak olayların hem geçmişte olduğunu, hem de gerçek olmadığını bizlere hatırlatmaktadır.

5-         Masallarda soru cevap, tasvir ve tekrar yoluyla anlatım tarzlarının özelliklerini bulabilmekteyiz. 

6-         Masalların olayları, “masal ülkesi” (Hint, Yemen, Çin-Maçin, Kaf Dağı, periler ülkesi, devler ülkesi, körler ülkesi, hayvanlar ülkesi, kuşlar ülkesi, yedi kat yerin altı veya gökyüzü, vb.) adını verdiğimiz yerlerde geçer.

Masalların hayali coğrafyasının dışında bir de gerçek coğrafyası vardır. Bu coğrafya dünyamızdır. Dünyamızın ise bazen bize çok yakın olan yerleri, bazen de çok uzak olan kesimleri masal anlatıcısının dilinde şekillenir.

7-         Masal kahramanlarının dua ve bedduaları gerçekleşebilir:

8-         Türk masalarında herkesin duası kabul olmaz. Daha çok, Hızır, derviş, pir, yaşlı bir adam, vb. lerinin duaları gerçekleşir.

9-         Türk masalları arasında sembollerin önemli bir yeri vardır.

Ölüm sembolü kanlı gömlek: İftiraya uğrayan genç kız erkek kardeşi tarafından yüce bir dağın başına götürülür. Kardeşini öldürmeye kıyamayan erkek kardeşi vurduğu bir hayvanın kanına ablasının gömleğine sürer, daha sonra da babasının önüne getirerek “Namusumuzu temizledim!” der. Bu gömlek Bamsı Beyrek hikayesinde de karşılaştığımız ölüm sembolü kanlı gömlektir.

“Ne yapayım? Ne yapayım? diye içinde fesatlık, kuruyonnuş. Ev sahibinin beşikte çocuğu varmış. Gene herkes uyurken, gizlice odaya girip çocuğu kesmiş. Kanlı bıçağı da çocuğun başına koymuş. Sabah olmuş ev sahipleri çocuğun yanma gidince öldürüldüğünü anlamışlar.

10-    Türk masallarında “çeşitli tekerleme unsurları” içerisinde değerlendirilen; 3, 7 ve 40 sayısı diğer halk anlatmalarında olduğu gibi masalların da değişmezleri arasındadır. Düğünlerimiz üç gün üç gece, yedi gün yedi gece veya kırk gün kırk gece yapılmaktadır. Yolculuklarımız yine üç gün üç gece, yedi gün yedi gece veya kırk gün kırk gece sürmektedir.

11-    Masal kahramanlarından bazıları sembolik tiplerdir ve karakteristik özellikler gösterirler. Bunların bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Keloğlan: Şansı, aklı, zekayı,

Köse: Hainliği, kötülüğü,

En küçük kardeş: Zekayı, aklı, şansı, başarıyı, iyiliği,

Büyük kardeşler: Kıskançlığı ve kötülüğü,

Üvey anne: Kötülüğü ve zulmü,

Üvey kız kardeş: Kıskançlığı,

Yaşlı adam: İyiliği, yardımı,

Teyze: Kötülüğü ve kıskançlığı sembolize eder.

12-    Bütün masallarda, dinleyicileri iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa, dürüstlüğe, çalışkanlığa sevk eden bir mesaj verilir. Bu sebeple her masalın sonunda iyiler mükafatlandırılır, kötüler ise cezalandırılır.

13-    Masalların konusu çeşitlidir. Bazıları olağanüstü motiflerle süslenirken, bazıları gerçek hayattan izler taşır.

14-    Bir masalda, anlatıldığı bölgenin kültür ve halk bilimi özelliklerine rastlanır. 

MASAL TÜRÜNÜN TARİHİ GELİŞİMİ

Masalların çıkış yeri Hindistan’dır. Bir başka ifadeyle ünlü Hint masal kitapları (Pançatantra, Vetalapancavincati, Çakasaptati, vb.) masalların kaynağını oluşturmaktadır. Masal türü buradan Avrupaya yayılmıştır. Doğu edebiyatında Bin Bir Gece masalları, Batı'da Gremm Kardeşler (Alman), Anderson (Hollanda) masalları bilinen masallardır. Türk Edebiyatında ise en tanınmış masallar Keloğlan masallarıdır.

 

Bilinen Masal Örnekleri:

Kibritçi Kız

Kurşun Asker

Sihirli Fasulyeler

Alaattin'in Sihirli Lambası

Rapunzel

Kül Kedisi

...

Özet

Masalı Tanımlamak,

Masal, anonim halk edebiyatının en yaygın türlerinin başında gelmektedir. Dinleyiciyi inandırmak gibi bir amacı olmayan masallar anlatmaya dayalı türlerin en eskilerindendir. Profesyonel anlatıcıları yoktur; genellikle masal anası, masal ninesi gibi adlar verilen kadınlar tarafından anlatılır.

Masal Tiplerini Betimlemek

Masal tipi sık sık masal kahramanıyla veya masaldaki karakterlerle karıştırılmaktadır. Örneğin Keloğlan, padişah veya cadı zaman zaman masal tipi olarak adlandırılmaktadır. Oysa masal tipi bir terimdir ve kendi başına var olabilen bir masaldır. Dolayısıyla her bir masal bir masal tipidir. Masalların benzerliklerini ve sayılarını tespit etmek amacıyla masal tip tasnifleri ve tip katalogları geliştirmişlerdir.

Masal Türü ve Özellikleri

MASAL

Halk Edebiyatında Masal

Türk ve Dünya Masalları

Masallar destanlardan doğmuştur. Edebiyatta çocuk ya da büyükleri eğlendirmek için söylenen hayal ürünü olağanüstü olay anlatılarına masal denir. Masallar sözlü gelenek ürünüdür. Sonraları yazıya geçmiştir. Masallarda gerçeklik kaygısı bulunmaz; fakat birçok türde olduğu gibi inandırıcılık esastır.

Masallarda anlatılanlar düş gücünün ürünü olmasına karşılık, anlatı­lanların tamamı da düş ürünü olmayabilir. Masallarda ağır basan düşsel özelliğin yanında dil ve anlatım özelliği de masalı diğer türlerden ayırır. Anlatım alabildiğine yoğundur. Zaman değişik olanlarda hızla geçer.

Masalların Öğeleri

Her anlatımda olduğu gibi masallarda da bir­takım öğeler vardır. Bunları şöylece sıralayabiliriz:

                          1-Tekerleme (Döşeme)

Masalın düş gücünün ürünü olduğunu belirtmiştik. Bu özelliği okuyucuya duyurulmalıdır. Çoğunlukla bu hatırlatma tekerle­melerle olur. Bunun içinde masalın başına, ortasına sonuna, kısaca uygun yerlerine tekerlemeler yerleştirilir. Bunlar kalıplaşmış, güldürücü sözler­dir: "evvel zaman içinde...", "...bir varmış, bir yokmuş...", "...onlar ermiş muradına..." Gökten üç elma düşmüş...", "Az gitmiş, uz gitmiş; dere tepe düz gitmiş; alt ayla bir güz gitmiş,., bir de arkasına bakmış ki bir arpa bo­yu yol gitmiş.", "..ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken..." gibi.

                          2-Masal Kahramanları (İnsanlar ve Varlıklar)

  Masallarda yer alan varlıklar ve in­sanlar oldukça çeşitlidir. Bunlar masalların türüne göre değişir. Bir kısmı insanüstü ya da doğa dışıdır: Cinler, periler, devlet, ejderhalar... gibi. An­cak bu varlıklara zaman zaman olağan nitelikler kazandırılır. İyi ve kötü olabilirler. İnsan diliyle konuşurlar; aile hayatı sürdürürler; kimileri çiftçi­lik yapar, kimileri avcılık…

Gerçekçi masallarda da insan öğesi iyi ve kötü olarak çıkar karşımı­za. Bazen aptal akıllı, zengin-yoksul olabilirler.

                          3-Masallarda Yer ve Zaman

Masallarda sözü edilen olaylar herhangi bir hari­tada bulabileceğimiz bir yerde ya da zamanda geçmez. Düşsel bir ülke­dir. Çoğu kez "Kaf Dağı"dır.

Zaman öğesi de belirsizdir. Belirli bir zaman diliminde geçmez, "Ev­vel zaman içinde" diye adlandırılan zaman -miş’li geçmiş zaman, şimdiki zaman, geniş zaman kiplerinden biriyle anlatılır.

Masal Türleri

Masallar, içinde taşıdıkları öğelerin özelliklerine göre türlere ayrılır:

                          1-Hayvan masalları (Fabl): Kahramanları hayvan olan masallardır. Şiir ya da düzyazı biçiminde kaleme alınır. Bu tür bilinen masalların on eski örneği, eski Hint edebiyatmda Pançantahra (Keliie ve Dimine), eski Yunan edebiyatmda Aispos’un masallarıdır.

İbret dersi vermek amaçlanır çoğu kez. Serüven anlatanları da var­dır.

                          2-Olağanüstü öğelerle kurulu masallar: Tümüyle olağanüstü, düş­sel ürünlerdir. Kişileri öteki masallara göre dalın kalabalıktır. Kişileri genellikle cinler, periler, devler, ejderhalardır. (Doğaüstü varlıklar.) Daha çok bir büyülenme sonucu bu kılıklara girmiş insanlar anlatılır.

                          3-Gerçekçi Masallar: Gerçek yaşamda benzeri tasarlanıp anlatılan masallardır. Padişah, kral, tüccar, hoca, vezir, yoksul oğlan, yoksul kı/, şehzade... gibi. Kişiler iyi ya da kötü, güzel-çirkin olarak sunulur. Çoğu kez kötülerle savaşılırsa kötüler yenilir.

Örnekler:

Üç turunçlara aşkım

Önüne geçilmez oldu baktım

Yallah deyip atladım atıma

Şehzadenin yaptığım yaptım.

Köşk, köşkün önünde çeşme

Kumanın birinden kan akar, birinden irin

Her iki lülesinden çeşmenin

İçlim içince.

Aslan, aslanın önünde ot

At, atın önünde et

Otu ata, eti aslana verdim

Verince

İki kapı çıktı karşıma

Biri açık ardına kadar

Biri yıllardır kapalı

Açığını kapadım

Açtım kapalı olanı

Açınca

Has bahçe

Üç turunçlar Has bahçe ’de asılı

Üçünü de aldım.

Örnek-2

Ceylan Hanım İle Padişahın Oğlu

Estek destek, deveye köstek, dinleyen ağam, dinlemeyen paşam, hikâye koydum adını, dinleyen bilir tadı­nı, sesleyiniz bu gül kadını, bakalım ne söyleyecek...

Evvel zamanda, kalbur kazanda, bir varmış bir yokmuş, vaktiyle bu dünya hiç yokmuş... Vaktin birinde bir padişah varmış. Bu padişahın bir de çocuğu olup, kendisi onu pek çok sevdiğinden, göze gelmesin diye bil­lurdan bir köşkte tutarmış.

Bu çocuk büyüyüp de on altı yaşına basıncaya kadar billur köşkten dışarı adımım atmamış, gündüz dememiş, gece dememiş hep orada oturup okumuş, yazmış.

Neyse, günlerden bir gün canı sıkılan bu çocuk pencereyi açıp dışarı bakar, köşkün karşısındaki çeşmeden bir koca karının testisini doldurduğu­nu görür. Görür görmez de, koca karıyı kızdırmak için, elindeki billur topu attığı gibi kadının testisini kırar.

Kadın başını kaldırıp bakar ki testiyi kıran padişahın oğludur. Bir şoy yapamayacağı için, sadece, “Ah çocuk, dilerim Tanrıdan Ceylan Hanım’a gönül veresin,” deyip gider.

Çocuk onun bu lafına güler, pencereyi kapatıp içeri girer, tekrar ki­taplarının başına döner, başlar okumaya. Ama okuduğundan bir şey anlamaz, hep koca karının söylediklerini düşünür. Düşüne düşüne sonunda Cey­lan Hanım’a aşık olur. Bunu babasına bildirmeye, ondan izin alıp Ceylan Hanım’ı aramaya karar verir. Kalkar, billur köşkten çıkar, saraya gidip babasının elini öper, ondan izin ister.

Yukarı
Ramazan İlbay tarafından tasarlandı Milliedebiyat.com | Destek Ramazan İlbay