Roman

Yazan:  Kategori: Sanat Metinleri Salı, 02 Eylül 2014 22:45

ROMAN TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ

Roman Nedir?

Yaşamdaki her türlü olayın belli bir zaman düzleminde, neden sonuç ilişkisi çerçevesinde, serim, düğüm ve çözüm anlatı planına göre ayrıntıları ile kapsamlı olarak ele alınıp anlatıldığı edebi metin türüne roman denir.

Roman türü hikaye türünden doğmuştur. Romanı hikayeden ayıran en önemli fark romanın olayları ve durumları ayrıntısı ile anlatıp betimlemesidir. Böylelikle roman türü diğer tüm edebi metin türlerinden daha uzun yazı olma özelliği gösterir. İlk romanlar seri olarak ciltler halinde yazılmıştır. Sonraları romanın kapsamı daraltılarak tek kitaplık eserler haline getirilmiştir.

Romanlar birden çok bakış açısı ile yazılır. Hikayelere göre kişi ve olay sayısı oldukça fazladır. Kişilerin ve olayların ayrıntılı betimlemesi yapılır.

Roman Türünün Özellikleri:

1-      Romanlar beş yapı unsurundan oluşur. Bunlar; kişi, yer, zaman, olay ve anlatıcıdır.

2-      Romanlarda çeşitli anlatım biçimleri kullanılır. Bu anlatım türlerinden en yaygın olanı betimleme ve öykülemedir. Bunların yanı sıra açıklama, tartışma, gelecekten söz eden anlatım gibi birden fazla anlatım türü de kullanılmaktadır.

3-      Romanlarda dil ve üslup çok çeşitlidir. Bazı romanlarda dil çok sade olabilirken bazılarında ağır, sanatlı bir üslup kullanılır. Romanda anlatıcı kişi anlatım yönünden öznel davranır.

4-      Romanlarda yaşanmış ya da yaşanma ihtimali olan olaylar anlatılır. Bu yönü ile romanların gerçekçiliği diğer türlere göre daha fazladır. Romanlarda gerçeklik anlayışı çeşitlilik gösterir. Kırmızı ve Siyah romanının yazarı Stendhal romanı yol boyunca gezdirilen bir ayna olarak tanımlamıştır.

5-      Romanlarda anlatımı zenginleştirmek, bakış açısını değiştirmek gibi sebeplerle farklı yazı türlerin anlatı özelliklerinden yararlanılır. Bu yazı türlerinin bazıları şunlardır: Mektup, anı, günlük…

6-      Romanlarda olayların içinde en çok bulunan olayların etrafında döndüğü kişiye “ baş kişi” ya da “ baş kahraman” denir. Bunun dışındaki roman kahramanlarına ise yardımcı kahraman denilmektedir.

7-      Tip ve karakter:Romanlarda sadece belirgin birkaç özelliği ile ön plana çıkarılan, davranışları ve olaylar karşısındaki tutumu önceden tahmin edilebilen kahramanlara “tip”; birçok özelliği ile tanıtılan, olaylar karşısındaki tutumları ve davranışları önceden tahmin edilemeyen kahramanlara ise “karakter” denilmektedir. Bu farklılığı şöyle düşünebiliriz: Bir roman kahramanı aşırı cimridir. Önüne çıkan her türlü seçenekte parayı seçeceği önceden bellidir; fakat özgün bir kahramanın önüne gelen her seçenekte farklı bir karar vereceği bilinir.

8-      Durağan ve Değişken Kahraman(statik ve dinamik kahraman): Romanlarda romanın başından sonuna kadar aynı kişilik özelliklerini gösteren, roman boyunca davranış ve tutumlarında bir değişiklik olmayan kahramana “durağan kahraman” denir. Bu kahramanlar romanın başında iyi ise sonuna kadar iyi; kötü ise sonuna kadar kötüdür. Yine romanlarda kişilik özelliklerinde, davranış ve tutumlarında değişiklik olan kahramanlara ise “değişken kahraman” denilmektedir. Bu kahramanların yaşanan olaylar neticesinde davranışlarında değişiklik olur. Örneğin, Victor Hugo’nun “Sefiller” isimli romanında baş kahraman Jan Valjan kilisede papaz ile yaşadığı olay neticesinde değişime uğrar. Eski tutum ve davranışlarını terk eder.

9-      Romanlar serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur.

10-   Çatışma:Romanlarda temanın oluşup gelişmesini sağlayan, olayları neden sonuç ilişkisi ile birbirine bağlayan kavram, olay ve durum zıtlıklarına “çatışma” denir. Her roman bir çatışmayı temel alarak yazılar. Bunlardan bazıları şunlardır: İyi – kötü, zengin – fakir, köylü – şehirli vb.

Roman Türleri

Romanlar konu - tema, dil – üslup ve çeşitli anlatım özellikleri yönü ile türlere ayrılır.

İlk romanlar eski roma devrinde şu türlere ayrılmıştır:

Şövalye romanı:Batı’da şövalyelik tarihin belli dönemlerinde önemli bir makam olarak görülmüş bu dönemde şövalyelerin hayatı ve maceraları ilgi görmüştür. Zamanla bu hikayeler abartılarak ve hayali birtakım unsurlarla süslenerek anlatılmaya başlanmış böylece şövalye romanı doğmuştur.

Çoban romanı:Kırda yaşayan çobanların hayatının ve maceralarının anlatıldığı çoğunluğunu aşk temasının oluşturduğu romanlardır. Bu romanlarda kır hayatı ve çobanlık ülküleştirilmiştir.

Picaro (Pikaro) romanı:Kahramanlarını Kimsesizler, toplumun dışladığı, uç noktalarda yaşayan, çoğunlukla genç insanların hikayesidir. Genellikle daha renkli ve ilginç yaşam tabloları sunarak kimsenin gerçekte tanımadığı insanların hayatını anlatmak sıradan dürüst insanların hayatını anlatmaktan daha çok ilgi görmüş ve tercih edilmiştir

Tarihi roman:Tarihi bir dönemin anlatıldığı romanlardır.

Sosyal Roman:İbelli bir yörede, bölgede, şehirde ya da köyde yaşayan insanların inançlarının gelenek ve göreneklerinin, örf, adet ve kültür özelliklerinin anlatılıp sorgulandığı romanlardır.

Ekmek çaldığı için ömür boyu kürek cezasına çarptırılan Jan Valjan’ın hayatının anlatıldığı Victor Hugo’nun “Sefiller” isimli romanı; Toplumda bireyin yalnızlaşmasının anlatıldığı Tolstoy’un “Suç ve Ceza” adı eseri; Edebiyatımızda Namık Kemal’in “İntibah”, Orhan Kemal’in “Bereketli Topraklar Üzerinde” isimli eseri bu türdendir.

Bir fikri savunup bilimsel verilerle olaya yaklaşan “

Sosyal Roman Türleri:

1-     Tezli Roman: Bu tür romanlarda savunulan fikir doğrultusunda olaylar şekillendirilir ve istenilen sonuca ulaşılır(Yakup Kadri: “Yaban”).

2-     Töre Romanı: Toplumda var olan birtakım olumsuz inanç ve anlayışların eleştirel bir havada anlatıldığı romanlardır(Halide Edip: “Sinekli Bakkal”).

3-     Yergi Romanı: Sosyal birtakım aksaklıkların ve yanlış uygulamaların eleştirilip hicvedildiği romanlardır(Yaşar Kemal “İnce Memet“).

4-     Mahalli Roman: Belli bir bölgenin, yörenin anlatıldığı romanlardır( Fakir Baykurt “Yılanları Öcü“).

Psikolojik Roman: (Kahramanların iç dünyalarının ruhsal durumlarının anlatıldığı romanlardır. Bu romanlarda kahraman ve mekan sayısı sınırlıdır. Kişi tahlilinin sağlıklı ve başarılı olabilmesi için teknik olarak bu sınırlamaya dikkat edilir.

Bu türün ilk örneği Madame de’nin “Prencesse de Clevs” adlı romanıdır. Romanın konusu kıskançlıktır. Karısını aşırı kıskanan kahraman ruhsal sorunlar yaşar.

Türk edebiyatında türün ilk örneği Nabizade Nazım’ın “Zehra” adlı eseridir. Sonrasında bilinen en başarılı psikolojik romanlar Mehmet Rauf’un “Eylül” ve “Bir Tereddütün Romanı “, “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu “ “Matmazel Noralya’nın Koltuğu”, adlı eserlerdir.

Otobiyografik Roman: Ybir yazarın bazen kişiliğini gizleyerek bazen de açık bir anlatımla kendi hayatını sergilediği romanlardır. Bilinen en güzel örneği Michel Praust’un “ Geçmiş Zaman İzinde” adlı eseridir.

Edebiyatımızda Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” bilinen otobiyografik romandır.

Nehir Roman: Anlatılan olayların çok uzun olması nedeni ile birden fazla cilt, kitap şeklinde seri olarak yazıldığı romanlardır. Tarık Buğra’nın “Küçük Ağa” adlı eseri bu türdendir.

Tüm bu türlerin yanı sır roman; farklı edebi akımların ortaya çıktığı 19. Yy’da klasik, realist, sürrealist gibi isimlerle de anılmıştır. Bu romanlar ait oldukları edebi anlayışın özelliklerini taşırlar. Daha başka farklı kültür ve coğrafyaların ve buralarda yaşayan insanların anlatıldığı egzotik roman; kültürel, sosyolojik kalıplaşmış davranışların anlatıldığı töre romanı gibi türler de bulunmaktadır.

Roman Türünün Tarihsel Gelişimi

Dünya edebiyatında roman türünün masallar ve hikayelerden doğduğunu söylemiştik. Bir eserin hikaye mi?, roman mı? olduğu çoğu zaman eserlerin uzunluğu ve kısalığı ile ölçülmektedir. Bu ölçüme göre 100 sayfanın üzerindeki anlatılar roman olarak kabul edilir. İşte Batı edebiyatında böylelikle türün ilk örneğinin Rabelais isimli yazarın “Gargantua” adlı eseri olduğu kabul edilir. Türün edebi anlamda ilk örneği ise 16. Yy’da Cervantes tarafından yazılan “Don Kişot” adlı eserdir. Sonraları bu tür çok tutulmuş pek çok klasik eser yazılmaya başlamıştır. Fransız edebiyatında Victor Hugo, Alman Edebiyatında Gote; Rus edebiyatında Tolstoy gibi başarılı romancılar yetişmiştir.

Türk edebiyatına roman türü ilk defa Tanzimat edebiyatı döneminde çeviri yolu ile girmiştir. Öncesinde uzun anlatılar Eski edebiyatımızda “Mesnevi” türü ile yazılmakta idi. Bu dönemde edebiyatımızda roman niteliğindeki anlatılar mesnevi nazım biçimi ile kaleme alınmıştır. Şeyh Galip’in “Hüsn ü Aşk” adlı esiri aslında bir romandır. İlk çeviri Fenelon’dan Yusuf Kamil Paşa’nın yaptığı “Telemak” Çevirisidir. Böylelikle ilk romanımız Taaşuku Talat ve Fitnat’ı Şemsettin yazmıştır. Serveti Fünun döneminde Halit Ziya, Batılı anlamda ilk roman sayılan Mai ile Siyah’ı yazmıştır.

Roman türü bizde hızlı bir gelişim gösterir. Cumhuriyet döneminde roman türü en çok tercih edilen yazı türü olur. Bu gelişim günümüzde Orhan Pamuk, Yaşar Kemal gibi yazarlarımız ile Batı sevilesine yükselmiştir.

Okunma 2392 defa Son Düzenlenme Cuma, 03 Mart 2017 22:58

Benzer Öğeler (etikete göre)

Lütfen Yorum Yazın

Misafir Olarak Yorum Yap

0 / 300 Karakter Kısıtlaması
Your text should be in between 2-300 characters
Kabul Ediyorum.
Yorumlar | Yorum Ekle
  • Hiçbir Yorum Bulunamadı

Çevrimiçi Kişi Sayısı

82 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi